deniz feneri
bir gemi yanaştı limanıma, bir sabaha karşı karanlıkta. veda ederken hilale, yıldıza, ışıklara, gencecik gözlerim parlıyordu alacakaranlıkta, kıyıda. gün doğduğunda, gidiyom dedim, geliyom o zaman dedi, düş peşime dedim...
dalga dalga geldi, oysa yalnız sanmıştım. zeytinyağlı bir peynir tabağı hazırladım, sıcacık çay ve sohbetimi katık yaptım verdim. çok güzeldi, güzellerdi hepsi, hepsinin yüzünde umutlar. anlat dedim, nereleri istersen, geldiğin gezdiğin neresi olursa anlat. anlattıkların benim olsun, ama sen değil, sen denizinsin benim değil öyle kal...
anlattı, o anlattıkça ben yaşlandım, anlattı... anlattıkça saçı sakalına karışmış yaşlanmış ben gözlerindeyken, bir an olsun durmadı, bazen acıdı ciğerim bazen çok sevindim... hüzünlü ama oynak bir türküydü söyledikleri, akşama doğru benim kadar yaşlı bir şarap çıkardım... akşam olduğunda düştük yine yola, gece söktüğünde uğurladım, bir daha buraya uğramayacak olsa da... ağladı ben gülümsedim...
ve bir gemi daha yanaştı limanıma, bir sabaha karşı karanlıkta. veda ederken hilale, yıldıza, ışıklara, gencecik gözlerim parlıyordu alacakaranlıkta, kıyıda. gün doğduğunda, gidiyom dedim, dur dur bekle geliyom hemen dedi, düş peşime dedim...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder