bir sigara daha sardım adıyaman tütünümden...
son bir kaç aydır olduğu gibi uyuyamıyorum düşüncelerden... pek çok insan alkolik oluyor bu yüzden hatta uyuşturucu bağımlılığına giden bir yol bu... anlatamamak insanlara yok o değil anlaşılamamak asıl neden...
hayatıma bir düzen vermem gerek ki bu da tahmin ettiğimden yakında olacak gibi... bekliyorum kaç kişiyi kaybedeceğimi... kazanacaklarım benim tabi ki de...
ve bir nefes daha çekiyorum
arta kalan hayallerimden
üzülsemde, beklesemde
biliyorum geç kaldım çocukluğuma
sana bana bize ve hatta onlara bırakmam... yok işte bu bünyede öyle birşey... susuyorum, asaletimden diye arabesk bir cümle kurmayacağım, birşeyler bildiğimden susuyorum... bekliyorum yeni başlangıcımı... çok insan silindi gitti bu bünyeden silüetleri kalmadı ve bekliyorum yine yanıma kalanları...
bir de bu sigara dumanın rüyanda görsen inanmayla çok güzel gitti;
Arkadaş sen bu değilsin
Görünüş sadece giysin
Arkadaş niye gücendin
Alıştım, karıştım ben sana
Rüyanda görsen inanma
Arkadaş sen bu değildin
Bilinen sadece ismin
Arkadaş niye değiştin
Alıştım, karıştım ben sana
Rüyanda görsen inanma
Arkadaş seni bu değilsin
Yaşayan sadece fikrin
Arkadaş niye gücendin
Alıştım, karıştım ben sana
Rüyanda görsen inanma
Sana boynumuzu eğeriz sanma
Hakkımızı gelir alırız zorla
Saklayacak yüzün yok yok
Rüyanda görsen inanma...
''o''nunla olmasa da bunlarla güzel gidiyor bu cigara... içmeden bir milyona bölünmek zor iş...
20100216
ev kokusu ve tasdüfler...
bir ev nasıl kokar?
içinde yaşayanlar gibi... ev boşalınca pek yalnız hissetmezsin kendini ama yanında hissettiğin insanları özlersin...
tesadüfen birilerine denk gelirsin yolda, bir işi başarırsın vs işte öyle sormayın fazlasını ev kokusu ilginç tesadüfler bir silsile...
içinde yaşayanlar gibi... ev boşalınca pek yalnız hissetmezsin kendini ama yanında hissettiğin insanları özlersin...
tesadüfen birilerine denk gelirsin yolda, bir işi başarırsın vs işte öyle sormayın fazlasını ev kokusu ilginç tesadüfler bir silsile...
hak kerimdir yarına
bir acaip derde düştüm herkes gider karına
bugün buldum bugün yerim, hak kerimdir yarına
zerrece tamahım yoktur şu dünyanın varına
rızkımı veren hudadır, kula minnet eylemem...
nesimininmiş ben ahmet aslandan öğrendim az evvel, şu dünyanın varı için yaşarken biz insancıklar zerrece de tamah etmezken nasıl oluyorda oluyor bu iş?
bi amcamın güzel sözü beliriyor aklımda; içeceğim bir yetmişlik rakı yiyeceğim yarım yarım kilo et bundan gayrısını ne yapayım?
evet bundan gayrısını ne yapar acaba bu insan evladı, daha çok kazanmak için neden çullanır kendinden daha az şu dünya malına sahip olanların üstüne? neden bu dünyanın boş -hemde içi dışı- nesnelerine, paraya örneğin? neden sevişmek aşk için değilde ihtiyaçtandır mesela? neden şarap bir dosta yahut sevdiceğe meze edilmez?
nedenleri çok olan bu konuyu ahmet aslanın bana biraz taka tukacıları andıran vokali eşlik ediyor şu an, o hem gitarına hem bana katılıyor şu an bense içmeden sarhoş oluyorum onun sanatıyla, iyi ki varsın dost...
bugün buldum bugün yerim, hak kerimdir yarına
zerrece tamahım yoktur şu dünyanın varına
rızkımı veren hudadır, kula minnet eylemem...
nesimininmiş ben ahmet aslandan öğrendim az evvel, şu dünyanın varı için yaşarken biz insancıklar zerrece de tamah etmezken nasıl oluyorda oluyor bu iş?
bi amcamın güzel sözü beliriyor aklımda; içeceğim bir yetmişlik rakı yiyeceğim yarım yarım kilo et bundan gayrısını ne yapayım?
evet bundan gayrısını ne yapar acaba bu insan evladı, daha çok kazanmak için neden çullanır kendinden daha az şu dünya malına sahip olanların üstüne? neden bu dünyanın boş -hemde içi dışı- nesnelerine, paraya örneğin? neden sevişmek aşk için değilde ihtiyaçtandır mesela? neden şarap bir dosta yahut sevdiceğe meze edilmez?
nedenleri çok olan bu konuyu ahmet aslanın bana biraz taka tukacıları andıran vokali eşlik ediyor şu an, o hem gitarına hem bana katılıyor şu an bense içmeden sarhoş oluyorum onun sanatıyla, iyi ki varsın dost...
mutluluk...
oradasın biliyorum, işte orada, iştecik hemen, okuyorsun bunu.........
güven çemberiyle yaratılmıştı bu duvarlarım, kalem - surlarım, hurcunda izlerdim evreni... bilmezdim yaşarken çürüyebileceğimi, hayallerimin nemden kabarmış boyasız duvarlar gibi devrileceğini, içimdeki fırtınaların artık yakıp yıkacak birşey bulamayacağını... bir çocuk sevinciyle ve onun kırılmışlığıyla yaratmıştım bu içine kapandığım klübeyi... şimdiyse bakıyorum bir çöp ev sanki... şimdi şimdi anlıyorum artık büyümek vaktinin geldiğini, bir rüzgar estiğinde odama dolan tozda, sırf ışık olsun diye yaktığım mumu görünce içeri sorgusuz giren misafir kelebekte görüyorum bunu. güvelenmiş anılarım artık ne okunur ne yazılır ne konuşulur olmuş, bilmiyorum hiçbirini...
melankolik patlamalar eşliğinde yazardım eskiden şimdiyse ruhsuz parmaklarımla yazıyorum düşünemeyiş işini... küfürler küfürler aklımın en ucundan merkezine ve ordan dudaklarımdan sana geliyorlar işte, gulyabanilerin eline kalmış zihnim. bir melek gibi dans eden saf arzularım sadakatime kurban edilmiş, katledilmişler, güneşli günlerde aldatılmış ruhum, gözlerim kandırılmış, kulaklarıma beton dökmüşler sonrası... dudaklarımda prangalar, bağlanmış...
mutluluk güzel şeymiş şu an tek bildiğim bu, mutlu olmak ne kadar kolaymış... neden ben hep zor olanı seçerim? adanmak istemiyorum artık bişeylere, adamasınlar beni... bana ayak uyduran davullar da, tefler yüz yirmi çarpan yüreğimde çınlıyor... hey ya hey ha...
gidip geliyorum bilmediğim bir yerlere, bir başka dünyanın omurgasından sekip bir başka hayatın tam ortasına yerleşiyorum, yorulsamda duramıyorum... gözlerimde yaş kalmamış bir de o var, ağlayamıyorum yine; halbu ki pek sevmiştim ağlamak işini...
gözden düşmeler arasında tırmanıyorum birşeyleri, kaptıramıyorum kendimi boş hayallere, ama içini dolduramadığım düşüncelerim var işte...
bu çöp eve kapanmışım, herşeyden, herkesten uzak ben... ne bir savaşçıyım artık ne de bir monk...
yağlanmış saçlarım ve titrek bedenimle anlıyorum şimdi iyiden iyiye mutluluk güzel şey...
güven çemberiyle yaratılmıştı bu duvarlarım, kalem - surlarım, hurcunda izlerdim evreni... bilmezdim yaşarken çürüyebileceğimi, hayallerimin nemden kabarmış boyasız duvarlar gibi devrileceğini, içimdeki fırtınaların artık yakıp yıkacak birşey bulamayacağını... bir çocuk sevinciyle ve onun kırılmışlığıyla yaratmıştım bu içine kapandığım klübeyi... şimdiyse bakıyorum bir çöp ev sanki... şimdi şimdi anlıyorum artık büyümek vaktinin geldiğini, bir rüzgar estiğinde odama dolan tozda, sırf ışık olsun diye yaktığım mumu görünce içeri sorgusuz giren misafir kelebekte görüyorum bunu. güvelenmiş anılarım artık ne okunur ne yazılır ne konuşulur olmuş, bilmiyorum hiçbirini...
melankolik patlamalar eşliğinde yazardım eskiden şimdiyse ruhsuz parmaklarımla yazıyorum düşünemeyiş işini... küfürler küfürler aklımın en ucundan merkezine ve ordan dudaklarımdan sana geliyorlar işte, gulyabanilerin eline kalmış zihnim. bir melek gibi dans eden saf arzularım sadakatime kurban edilmiş, katledilmişler, güneşli günlerde aldatılmış ruhum, gözlerim kandırılmış, kulaklarıma beton dökmüşler sonrası... dudaklarımda prangalar, bağlanmış...
mutluluk güzel şeymiş şu an tek bildiğim bu, mutlu olmak ne kadar kolaymış... neden ben hep zor olanı seçerim? adanmak istemiyorum artık bişeylere, adamasınlar beni... bana ayak uyduran davullar da, tefler yüz yirmi çarpan yüreğimde çınlıyor... hey ya hey ha...
gidip geliyorum bilmediğim bir yerlere, bir başka dünyanın omurgasından sekip bir başka hayatın tam ortasına yerleşiyorum, yorulsamda duramıyorum... gözlerimde yaş kalmamış bir de o var, ağlayamıyorum yine; halbu ki pek sevmiştim ağlamak işini...
gözden düşmeler arasında tırmanıyorum birşeyleri, kaptıramıyorum kendimi boş hayallere, ama içini dolduramadığım düşüncelerim var işte...
bu çöp eve kapanmışım, herşeyden, herkesten uzak ben... ne bir savaşçıyım artık ne de bir monk...
yağlanmış saçlarım ve titrek bedenimle anlıyorum şimdi iyiden iyiye mutluluk güzel şey...
20100212
evet
eveeet keşke anlayabilseydin şu an yazarken insanların bu yazdıklarım kadar onlarla iletişim haline geçmemi isteğini...
amaaan ne yapayım yauv çocukluğuma inin siz anlayın onların kapsama alanı dışında kalan anlayışlarını sikeyim...
o kadar
amaaan ne yapayım yauv çocukluğuma inin siz anlayın onların kapsama alanı dışında kalan anlayışlarını sikeyim...
o kadar
güven çemberi ve güven çemberini siken sikik, sikilmey hakeden twsit ile rock and roll u ayıramayan sikesim gelen insanlar...
o duvar duvarlarınız... evet işte onlar..lanet olsun onlara, benimde yoktu uvarlarım, sikeyim duvarlarınızı, artık benim de var... sikerim duvarları... insanlar var işte, insanız, alkollüyüm daha samimi olamam yani... ama siz insanlar, yani ben sizin, toplum içinde toplumcu gerçekçi kısaca sosyalist olan ben diyorum ki sikeyim sizi hepinizi... damarlarımda bu gezen insan sevgisi olmsa, damarlarımda bu direniş olmasa... ama yine de sikeyim hepinizi hayatıma girebilmiş ve hayatımı sikmiş hepinizin amına koyayım.. size her elimi uzattığımda elimi siken sizi sikeyim... gönlümü paylaştığımda gönlümü, beni siken sizi sikeyim...
buraya kadar okuduysan yazımı zaten saygımı hakediyorsun, evet işte böyle bana bile ne kadar ayıp geliyor, de mi? öyle...
ama evet sadece bana, haytıma girmiş ama beni sikmiş insanlar ruhumu aldı benden artık..
iki yıl oldu..
ruhum neredeyse öldü...
her diriltmeye çalıştığımda...
elf gibi düşünmüştüm ben hep onu..
drow çıktı neyleyim...
ne kadar iyi yürekli olursa olsun.. bir kara elf o... kara.. kötü...
hep kötülük çıkar işte onun karşısına... yapacak birşey yok ne yapalım...
o duvarlar varken... yalnız bile kalamazken... duvarlarınız arasında sürünürken... kendi duvarlarım zannederken kaleler örereken, kalem içine onca tuzak kuran sizler... ve kalemin içind bile, duvarımın içinde bile beni öldürebilen sizlere lanet olsun... hepinizi sikeyim... kusura bakmayın derdim karakterim gereği ama hepinizin anasını babasını sizi sizinle beraber olan herkesi sikeyim...
sadece sikeyim...
rahat bırakmanız için galiba yine yeni bir başlangıç yapmam lazım...
evet hepinizi sikeyim...
kaming suun...
buraya kadar okuduysan yazımı zaten saygımı hakediyorsun, evet işte böyle bana bile ne kadar ayıp geliyor, de mi? öyle...
ama evet sadece bana, haytıma girmiş ama beni sikmiş insanlar ruhumu aldı benden artık..
iki yıl oldu..
ruhum neredeyse öldü...
her diriltmeye çalıştığımda...
elf gibi düşünmüştüm ben hep onu..
drow çıktı neyleyim...
ne kadar iyi yürekli olursa olsun.. bir kara elf o... kara.. kötü...
hep kötülük çıkar işte onun karşısına... yapacak birşey yok ne yapalım...
o duvarlar varken... yalnız bile kalamazken... duvarlarınız arasında sürünürken... kendi duvarlarım zannederken kaleler örereken, kalem içine onca tuzak kuran sizler... ve kalemin içind bile, duvarımın içinde bile beni öldürebilen sizlere lanet olsun... hepinizi sikeyim... kusura bakmayın derdim karakterim gereği ama hepinizin anasını babasını sizi sizinle beraber olan herkesi sikeyim...
sadece sikeyim...
rahat bırakmanız için galiba yine yeni bir başlangıç yapmam lazım...
evet hepinizi sikeyim...
kaming suun...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)