bir sigara gibi yanan hayatımız...
ama bir tane işte sorun!
bir kadın gibiydi hava, kadın kokuyordu hava
kayboluyordum coğrafyasında çaresizliğin
bir kadın gibi söylüyordu şarkımı hayat
bir kadın gibi sigara içiyordu kaldırımda...
bir erkek gibi ağlıyordum duvarda
bir erkek çocuğuydum, sadece çocuk...
bir kadın gibiydi hayat, baktıkça güzelleşen
bir kadın gibiydi hayat sevdikçe kaçan...
benim hatamdı aslında, ama ne yapabilirdim ki ben daha bir çocuktum...
20120426
20120413
bazen...
bazen unutuyoruz işte ne kadar farklı canlılar olduğumuzu, görmüyoruz - görmek istemiyoruz. eksikliğimizi bile farketmiyoruz çoğu zaman... sessizlik ve yalnızlık ortak oluyor şarabımıza, şarap demişken iyi giderdi değil mi şimdi... hakikaten iyi olur şimdi.
hadi gel içelim
hadi gel içelim
The Temper Trap - Need Your Love
yeni kayıt, güzel olmuş ama yine de bi 'soldier on' değil tabii ki...
acı eşiği
bazı bünyelerde yüksektir, bazı bünyelerde acı çok yüksektir. kötü kötü bakma be! ne var orada? o elinde ki ne? ta amına koyim senin, tüü.. beyinsiz!
şu sikindirik sabahları güzel, mutlu, umutlu uyanmayı öğrensem ya ben!
şu sikindirik sabahları güzel, mutlu, umutlu uyanmayı öğrensem ya ben!
20120412
arkadaşlar iyidir!
ve oturuyordu çocuk sandalyede;
kötü hissetmiyordu annesi ona kızana kadar. düşünüyordu zaten sen yaptın bir tane daha yaparsın o vişne reçelinden... istemeden kırdığı kavanoza bakıyordu, çünkü ders verilmek gibi bir istekle sandalyenin yanındaki masaya konmuştu ve reçel de mutsuzdu bu durumdan. küçük ayaklarına bakarken birden gözyaşları süzüldü, ağlamaya başladı reçel ağlayan çocuğu görünce. mideye inip bok olmaktansa çöpte heba olmayı tercih ederdi tekrar reçel yapılma şansı olsaydı, sıyrılamadı içindeki cam kırıklarından, ağlıyor reçel ve canı da kırılmaya başlamıştı. çocuk parmağını reçele soktu, biraz gezindi parmakları reçelde, reçel kendini iyi hissetti, kırmızıydı, parlaktı... sonra sonra birden koyulaşmaya başladı, reçel ne olduğunu anlamadan anne geldi ve balyoz gibi tokat çocuğun yüreğinde patladı. reçelin içinde korsanlar parmağını kesmişti, oyundan ya da kederden çocuk ne bilsin hissetmeyi o yaşta daha yaralanmaların! reçel ağlamaya başladı, canı kırıldı, canı kesildi... ve son kez baktı çocuğa, artık gitmesi gerekiyordu, bu birliktelik ikisini de yaralamaya başlamıştı artık... anne hiç suçluluk duymadan reçeli attı; çocuk ağlıyordu, parmağı değil yüzü acıyordu çünkü, çünkü en çok kıran her zaman en sevdiğindir! reçel kırgındı ayrılırken, çocuk kırgındı; anneyse pek üzgün görünmüyordu. ve akşam güneşi ısıttı birden odayı, çünkü artık reçelin sesi hiç duyulmuyordu!
kötü hissetmiyordu annesi ona kızana kadar. düşünüyordu zaten sen yaptın bir tane daha yaparsın o vişne reçelinden... istemeden kırdığı kavanoza bakıyordu, çünkü ders verilmek gibi bir istekle sandalyenin yanındaki masaya konmuştu ve reçel de mutsuzdu bu durumdan. küçük ayaklarına bakarken birden gözyaşları süzüldü, ağlamaya başladı reçel ağlayan çocuğu görünce. mideye inip bok olmaktansa çöpte heba olmayı tercih ederdi tekrar reçel yapılma şansı olsaydı, sıyrılamadı içindeki cam kırıklarından, ağlıyor reçel ve canı da kırılmaya başlamıştı. çocuk parmağını reçele soktu, biraz gezindi parmakları reçelde, reçel kendini iyi hissetti, kırmızıydı, parlaktı... sonra sonra birden koyulaşmaya başladı, reçel ne olduğunu anlamadan anne geldi ve balyoz gibi tokat çocuğun yüreğinde patladı. reçelin içinde korsanlar parmağını kesmişti, oyundan ya da kederden çocuk ne bilsin hissetmeyi o yaşta daha yaralanmaların! reçel ağlamaya başladı, canı kırıldı, canı kesildi... ve son kez baktı çocuğa, artık gitmesi gerekiyordu, bu birliktelik ikisini de yaralamaya başlamıştı artık... anne hiç suçluluk duymadan reçeli attı; çocuk ağlıyordu, parmağı değil yüzü acıyordu çünkü, çünkü en çok kıran her zaman en sevdiğindir! reçel kırgındı ayrılırken, çocuk kırgındı; anneyse pek üzgün görünmüyordu. ve akşam güneşi ısıttı birden odayı, çünkü artık reçelin sesi hiç duyulmuyordu!
ay dont vana liv det vey!
çok samimiyetsiz bulsam da kendimi, yüzleşmem gerektiğine inanıyorum, bu aydınlık güzel günde, sıcak üstelik.
içimde çaktırmadan büyümüş o adam var, çocuktuk daha dün gibi hatta daha dün. bazen insanlar konuşur, bu zamanlar ne söylediğini pek kestiremez ya. agresifleşir mesela, sıkılmıştır artık kendini kanıtlama çabasından, üzer insanları, üzüldüğü kadar... sonra karanlık bir zindana dönüşür odalar, odalarda yaşanmışlıklar. isyan gibi, sessiz başlar içinde bir büyüme, bir bira ve bu giden yol yol değil geri dön!
en büyük mutluluğun insanın kendini kabul etmesiyle başladığını düşünüyorum şu sıralar, sevmeye gerek yok eksiğini fazlanı bilsen fena mı olur. suçlamasa mesela başkalarını ya da başkalarından bir şey beklemeden keşke başkalarının da bünyeden beklememesi gibi...
içimde çaktırmadan büyümüş o adam var, çocuktuk daha dün gibi hatta daha dün. bazen insanlar konuşur, bu zamanlar ne söylediğini pek kestiremez ya. agresifleşir mesela, sıkılmıştır artık kendini kanıtlama çabasından, üzer insanları, üzüldüğü kadar... sonra karanlık bir zindana dönüşür odalar, odalarda yaşanmışlıklar. isyan gibi, sessiz başlar içinde bir büyüme, bir bira ve bu giden yol yol değil geri dön!
en büyük mutluluğun insanın kendini kabul etmesiyle başladığını düşünüyorum şu sıralar, sevmeye gerek yok eksiğini fazlanı bilsen fena mı olur. suçlamasa mesela başkalarını ya da başkalarından bir şey beklemeden keşke başkalarının da bünyeden beklememesi gibi...
çok mu geç oldu?
ne kadar çabuk geçiyor zaman, hep geç kalırım zaten bir yerlere giderken.
bir iş görüşmesi için kötü bir başlangıç olurdu herhalde bu. derin derin çekiyorum sigaramdan, kahvem de sıcak, yaş gün be gün artmakta...
bir iş görüşmesi için kötü bir başlangıç olurdu herhalde bu. derin derin çekiyorum sigaramdan, kahvem de sıcak, yaş gün be gün artmakta...
20120410
lavinya...
san gitme demeyeceğim
ama ne olur git!
git artık! yeter bu acı yaşanmışlıklarla...
sana gitme demeyeceğim zira ben; ben hiç gidemedim kimseden!
ve ben ölümüne; ölümü isteyerek ve ölümü göğüsleyerek bugün diyorum ki...
hayat;
özlemeliyiz biraz birbirimizi...
hata sende değil bende!
ama ne olur git!
git artık! yeter bu acı yaşanmışlıklarla...
sana gitme demeyeceğim zira ben; ben hiç gidemedim kimseden!
ve ben ölümüne; ölümü isteyerek ve ölümü göğüsleyerek bugün diyorum ki...
hayat;
özlemeliyiz biraz birbirimizi...
hata sende değil bende!
The Thought Of Losing You
güzel bir şarkı evet ama bozlak sonrası sönük kalıyor elbet...
ve bir gün daha, geçip girerken götümüze elde kalan yaşanamayan gençlik...
ve bir gün daha, geçip girerken götümüze elde kalan yaşanamayan gençlik...
üç nokta üçü de yalnız...
birincisi depresyondayım pek etikle aram yok
ikincisi ben ölüyorum artık etiğe gerek yok...
ikincisi ben ölüyorum artık etiğe gerek yok...
kahve.
yine günlerden güneşli, parlak ve boktan bir gün olmuştu yağmur sonrası. üzerime dökmeye yeltendiğim kahveyi düşündüm, o benden de şanssızdı - birazdan mide asitimle tanışacak ve olmak istemeyeceği bir yerde biraz da olsa varlığını sürdürecekti.
seçme şansı bırakmadım ona, öldürdüğüm yirmi adet sigaraya da... çok faşizan bir tutumdu ama olsun güzelim olsun.
geçmişten kalma bir oyuna denk geldim yüzüm güldü, oyun bitti ve bende bittim. hayat sert bi porno bazen evet, yoruldum düzüşmekten...
ve kahve biter, bir yenisini hazırlmak için su yanar, e o yanmazsa ocak yanmazsa nasıl çıkar kahveler ambalajlarından?
seçme şansı bırakmadım ona, öldürdüğüm yirmi adet sigaraya da... çok faşizan bir tutumdu ama olsun güzelim olsun.
geçmişten kalma bir oyuna denk geldim yüzüm güldü, oyun bitti ve bende bittim. hayat sert bi porno bazen evet, yoruldum düzüşmekten...
ve kahve biter, bir yenisini hazırlmak için su yanar, e o yanmazsa ocak yanmazsa nasıl çıkar kahveler ambalajlarından?
20120407
sessiz bugün...
gözlerini kısıp tavana baktı, dumanların ardında beyazdı, bomboş; hayatı gibi...
acı çektirmek istemişti bir kez olsun; sıkılmıştı artık cefakar ilişkilerinden. keskin düşünceleri ahlaktan bihaber bir adama takıldı. pişmanlıkları içinde boğulurken adam yeter diyemeyeceğini biliyordu belki de, gecelerin sabahında bir yenisi daha olacaktı sadece.
emin emin yürüdü ona doğru sigaradan soluğu kesilmiş adam bir düşman daha edinmişti derinlerde. kaçmak niyetindeydi o da; yapabilseydi eğer.
pencereden bakamasa da kaçacak yeri de yoktu zaten, dövüşmekten bıkmış ve hasret kalmış bir şeylere... öylece yatıyordu yerde, bitap düşmüş bedenine sokulmak pek de zor değil, kendi de önemsemiyor zaten.
hatalar kadar kolaydı bu seferde, ne güzel dedi kendi kendine adam, çok güzel, sessiz olacağını düşünmekteydi. olmadı.
yine yeniden sustu adam... bu sefer adam gözlerini kısıp tavana baktı, dumanların ardında beyazdı, bomboş; hayatı gibi... ve son kez eli ilacına gitti, şarabını son kez içti; hayalinde koşuyordu, çok hızlı, yorulmadan ve son kez sustu adam...
acı çektirmek istemişti bir kez olsun; sıkılmıştı artık cefakar ilişkilerinden. keskin düşünceleri ahlaktan bihaber bir adama takıldı. pişmanlıkları içinde boğulurken adam yeter diyemeyeceğini biliyordu belki de, gecelerin sabahında bir yenisi daha olacaktı sadece.
emin emin yürüdü ona doğru sigaradan soluğu kesilmiş adam bir düşman daha edinmişti derinlerde. kaçmak niyetindeydi o da; yapabilseydi eğer.
pencereden bakamasa da kaçacak yeri de yoktu zaten, dövüşmekten bıkmış ve hasret kalmış bir şeylere... öylece yatıyordu yerde, bitap düşmüş bedenine sokulmak pek de zor değil, kendi de önemsemiyor zaten.
hatalar kadar kolaydı bu seferde, ne güzel dedi kendi kendine adam, çok güzel, sessiz olacağını düşünmekteydi. olmadı.
yine yeniden sustu adam... bu sefer adam gözlerini kısıp tavana baktı, dumanların ardında beyazdı, bomboş; hayatı gibi... ve son kez eli ilacına gitti, şarabını son kez içti; hayalinde koşuyordu, çok hızlı, yorulmadan ve son kez sustu adam...
20120404
ve sonsuz olmuştu duvardaki resim...
dipsiz gibi baktıkça uzayan bir uçurum şimdi o yollar. uzun çok, bacak kadar bebeyim ben daha...
uyanınca farkettim akşamdan kalma değildi sakalım. derindi; kim bilir ne canlıya konaklama hizmeti veriyordu. sonra suratımda bir kentsel dönüşüm projesi hazırladım. hava güzel belki gidişat değişirdi. ihale elimde kaldı rafa kaldırdım projeyi. kollarım acizdi tutmaktan, belki dedim bi kaç tutamak iyi gelir; geliyom ey duvar, yenemeyeceksin beni! deyi deyi yüksek gürültü de düşündüm. ondan da sonuç çıkmadı. bir bira iyi gider dedim, bira alamadığımı farkedince hala bozulmamış olan kahveden aldım. kafein iyidir bazen. açar güzel güzel kapıları hayallerin, sigara da varsa tamam... ama sigara da alamıyorum...
küçük bir çılgınlık yapmak istedim, heyecan dolusundan ve camdan dışarı baktım, dünyaya, insanlara; kimileri de kaçıyordu aslında, durdurmak istemedim hiç yere bakarak yürüyenleri. kimisi hırslıydı, kimisi güzel kimisi çirkin... aslında yeni bir şey yok bıraktığım gibi duruyor dünya işte!
apartman boşluğuna çıktım, karanlıktı. aşağıya baktım zira bura tek yöndü, yer çekimi ters yöne izin vermez... yürürüm ki ben burayı dedim gülümsemek gelmedi içimden, giderim ben buradan nerelere gittim gittim geldim ben....
ve dipsiz gibi baktıkça uzayan bir uçurum şimdi o yollar. uzun çok, bacak kadar bebeyim ben daha... yürüyecek gücüm de yok al beni...
uyanınca farkettim akşamdan kalma değildi sakalım. derindi; kim bilir ne canlıya konaklama hizmeti veriyordu. sonra suratımda bir kentsel dönüşüm projesi hazırladım. hava güzel belki gidişat değişirdi. ihale elimde kaldı rafa kaldırdım projeyi. kollarım acizdi tutmaktan, belki dedim bi kaç tutamak iyi gelir; geliyom ey duvar, yenemeyeceksin beni! deyi deyi yüksek gürültü de düşündüm. ondan da sonuç çıkmadı. bir bira iyi gider dedim, bira alamadığımı farkedince hala bozulmamış olan kahveden aldım. kafein iyidir bazen. açar güzel güzel kapıları hayallerin, sigara da varsa tamam... ama sigara da alamıyorum...
küçük bir çılgınlık yapmak istedim, heyecan dolusundan ve camdan dışarı baktım, dünyaya, insanlara; kimileri de kaçıyordu aslında, durdurmak istemedim hiç yere bakarak yürüyenleri. kimisi hırslıydı, kimisi güzel kimisi çirkin... aslında yeni bir şey yok bıraktığım gibi duruyor dünya işte!
apartman boşluğuna çıktım, karanlıktı. aşağıya baktım zira bura tek yöndü, yer çekimi ters yöne izin vermez... yürürüm ki ben burayı dedim gülümsemek gelmedi içimden, giderim ben buradan nerelere gittim gittim geldim ben....
ve dipsiz gibi baktıkça uzayan bir uçurum şimdi o yollar. uzun çok, bacak kadar bebeyim ben daha... yürüyecek gücüm de yok al beni...
20120402
oy!
böyle zamanlarda işte
yaşamak varken delice
yaşıyoruz ya aslında
ne güzel şey bu yaşamak aslında
felç olmuş duygularla şarapla aşka ve içinde tutku olan her şey ile...
ben deli değilim diye diye bağırarak yaşamak
deli olmadığını bilerek
deli taklidi yaparak
heyecan dolu sigarayı şaraba meze ederek
hıçkıra hıçkıra ağlamak isteyip de delice ağlayamadan, gülemeden...
saklanmazsın
saklanmaya da gerek yok zaten. çok uzaklarda kalmış hayalerin içinde yaşarken. insanlar içinde üstelik, ne gerek var. bu pesimist tavırlarda sıktı artık. insan olmak istiyorum. insan gibi, duygulanmak... uyuşmadan canlı canlı avlanmak tavanın kızgınlığını hissede hissede yaşamak istiyorum günahlarımı... istiyorum tekrar o masum çocuk olmayı...
evet yaşamak sıktı sanki biraz...
yaşamak varken delice
yaşıyoruz ya aslında
ne güzel şey bu yaşamak aslında
felç olmuş duygularla şarapla aşka ve içinde tutku olan her şey ile...
ben deli değilim diye diye bağırarak yaşamak
deli olmadığını bilerek
deli taklidi yaparak
heyecan dolu sigarayı şaraba meze ederek
hıçkıra hıçkıra ağlamak isteyip de delice ağlayamadan, gülemeden...
saklanmazsın
saklanmaya da gerek yok zaten. çok uzaklarda kalmış hayalerin içinde yaşarken. insanlar içinde üstelik, ne gerek var. bu pesimist tavırlarda sıktı artık. insan olmak istiyorum. insan gibi, duygulanmak... uyuşmadan canlı canlı avlanmak tavanın kızgınlığını hissede hissede yaşamak istiyorum günahlarımı... istiyorum tekrar o masum çocuk olmayı...
evet yaşamak sıktı sanki biraz...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)