20090908


kumsaatinde kum tanesiyim, en küçüğü, hep sonuncu olanı işte...

herkes benden nefret ediyor, hepsi beni çok seviyor, herkes boğuyor, boğuluyor... özlüyorum o kara hayali, burnumda tütüyor, bir savaş çocuğunun oyuncağa olan hasreti gibi, barışı özlüyorum...

susuyorum tadı damağımda kalan duygulara, yüreğimde bir zamanlar fide olan, şimdilerde yeşermiş ihtiyar ağaca bakıyorum, meyveleri nerede? o heybetli gövdesinin gölgesi kapatıyor güneşimi, karanlığa gömülüyorum...

bir gerillanın güneşe olan hasretini taşıyorum yüreğimde, savaşacak halim kalmamış... yalnız bırakılmışım, yorulmuşum... umudumu da yan sokaktaki tinercilere kaptırmışım... ''umut da terkettiyse bizi vay halimize'' demişti eski dost; ''umudun bittiği yerde biz varız gülüm'' diye devam etmişti... bakıyorum nerede o eski asıl savaşçılar; umudu hiç yakalayamamış olsalarda hayalleri uğruna ölen öldürenler? hiçbirşeyleri yokken bile, kimse kalmadığında bile yoka yoğuna sarılabilen delikanlılar nerede?

yok beyim yok... halkım unutmuş zaten tokluğu, asaleti... gider olmuş peşlerinden hiçlerle dolu yaratıkların, dünyanın içine sıçanların evet o sıçanların...

arkadaşlar...
dost özlemi bu bizi yakan, hepinizi çok seviyorum; bu belki bir intihar mektubu değil, aksine inadına yaşam mektubumdur...
ailem; hayatımın tamamı... burnumda tüten, sorumluluğuyla öldüren.... çok özledim.. çok seviyorum...
aşkım, yıldızlar kadar uzakta olsanda, seninle sönüyorum, bilmiyorsun... henüz... yarımı değil tamamı mı bıraktım sana, ya kayboldum içinde ya da kaybettim ruhumu. ne olursa olsun ben sana hala aşığım...


güzelleri de istemiyorum şimdi, içmek de... köpek öldüren bile olsa... sigaram küllerine karıştı, her nefesimde beni de sürüklüyor...

gidenlere ve kalanlara...
hatırlanması gerekenler yüreğimde, bilenler aklımda, sevfiklerim bedenimde... üzgünüm ama siz de ölüyorsunuz benimle, ruhlarınız kararıyor ve karanlıkta boşluklara dönüyoruz, dönüp duruyoruz...