ya yapabilseydim özgürce;
ne şarkılar ne şiirler ne hikayeler vardı...
ilk ve son blogum oldu bu
çok mutlu olamadık belki ama çok sevdik be...
acıyı, tatlıyı güzeli, aşkını...
hepsi yerinde güzel...
sözün özü başladığım yere döndüm
hepinizi çok seviyorum
siz de çok sevin ne olur, sevgi yoksa bizde yokuz...
zengin piçi değilseniz
mücadele varsa varız
sevin savaşın!
karanfil dağıtmayın!
savaşmazsanız 'o'nlar barış vermez!
ESKİDEN BURALAR DUTLUKTU YAZAR İDİK, SEVER İDİK, SAVAŞIR BARIŞIR İDİK... ARTIK BURALAR GÖTDELEN BİZE GEREK KALMADI!?.
SEVGİLERLE...
SEHİPİNİZİ YALNIZLIĞIM KADAR SEVİYORUM!?.
20150926
20150904
menecer gibin işte
zaferi düşünüyorsak malubiyetlermizi düşünmemiz, öz eleştirilerimizi vermemiz gerektiğine inanıyorum. mesela yarın ki atolyemde bunlar hep aklımda olacak. çünkü beni lider yapan o ufacık şeytanın saklanabildiği detaylar. daha önceki denemelirmde ki hatalarım, sonra eğitimlerim ve şimdi ki kitle. önemli.
ilişki gibi işte. düşünsene seviyorsun deli gibi. ama mal gibi seviyorsun, yani hayatını onunla geçireceksin belli. ama o öyle hissetmiyor ve bir gün bir bakıyorsun başka biriyle sevişiyor; üstelik en büyük korkusunun onu bu dünyada en çok seven senin başka bir insanı ona tercih etmesi; dediğim gibi malsın, kendi düşüncelerini, histerik duygularını sen daha önce yaşayacksın korkusu sadece bu yoksa aklının ucundan bile geçmiyor bir sürü bedel ödemişsin niye aldatasın.
bu bir yenilgi hikayesi; evet ömür boyu atlatamam. olay da bu zaten katılımcı kendi hayatından yola çıkarak yapacak bir şeyleri. ama pek de travmatik olmayacak. bunlara dikkat etmek lazım. ne şarkılarım var benim aslında ama bir türlü atolyeme dahil edemiyorum. çünkü yaşantılarımla eşleşmiş beni anlayabilen, anlatabilen şarkılar. saçma salak iş yapmak istemiyorum.
sonuç olarak yarın anakaramda 3-5 puan için değil kesin zafer için sahaya çıkıyorum. çok eğlenecez çok. bir de içeriz ki sonrası emmaannn; yaşasın nedjimam*
*reklam içerir
ilişki gibi işte. düşünsene seviyorsun deli gibi. ama mal gibi seviyorsun, yani hayatını onunla geçireceksin belli. ama o öyle hissetmiyor ve bir gün bir bakıyorsun başka biriyle sevişiyor; üstelik en büyük korkusunun onu bu dünyada en çok seven senin başka bir insanı ona tercih etmesi; dediğim gibi malsın, kendi düşüncelerini, histerik duygularını sen daha önce yaşayacksın korkusu sadece bu yoksa aklının ucundan bile geçmiyor bir sürü bedel ödemişsin niye aldatasın.
bu bir yenilgi hikayesi; evet ömür boyu atlatamam. olay da bu zaten katılımcı kendi hayatından yola çıkarak yapacak bir şeyleri. ama pek de travmatik olmayacak. bunlara dikkat etmek lazım. ne şarkılarım var benim aslında ama bir türlü atolyeme dahil edemiyorum. çünkü yaşantılarımla eşleşmiş beni anlayabilen, anlatabilen şarkılar. saçma salak iş yapmak istemiyorum.
sonuç olarak yarın anakaramda 3-5 puan için değil kesin zafer için sahaya çıkıyorum. çok eğlenecez çok. bir de içeriz ki sonrası emmaannn; yaşasın nedjimam*
*reklam içerir
20150830
cin tonik!
nasılsa taşra hep hazırdır aşka.
o zaman doldur bir kadeh içelim bu gece yarın yokmuş gibi, savaş yokmuş gibi içelim, sevişelim bir daha sevişmeyecekmişiz gibi. çığlıkların ve gülüşün kalsın bedenimde.
yavaştan yaşlanıyorum artık. zor geliyor bazı şeyler. pardon 'bağzı' şeyler. masabaşı direnişi bana göre değil. sevmeden yaşayamayız diye düşünüyorum ve bizim gibilerin yaşamak için bir şekilde savaşması gerektiğine.
o yüzden bir cin tonik hikayesi anlatmak istiyorum. çünkü en sevdiğim içkidir, çok güzeldir, kadın kokar ve bir kadın kadar serttir;
cin ve tonik; ayrı ayrı pek bi sikime benzemiyorlar ama birlikte bir kadehte, tam da içme zamanımda, bir şarkıya eşlik etmek için buluştuğumuzda eşsiz bir çift oluyorlar fakat aşık değiller, beni de hiç sevmezler.
neyse kurgu böyle aşk başlığını görünce yazmadan edemedim, sözlüğün hep sürprizleri vardır bana.
eskiden tonik gibiydim acı ama temiz, tertemiz. yani ben öyle düşünürdüm ama yaranamazdım kimseye. çünkü gidilecek yol yoktu, yol göstereni geçtim yani. bende mal gibi işte öylesine oksijen tüketiyordum.
bir gün aşık oldum, ne kadar tatlı, ne kadar güzel bir kadın demiştim. bu dünyada bu kadar temiz insanlar yaşamamalı ya da sadece onlar var olmalı bizim sonsuza dek yokluğa karışmamız lazım. zaten boşluktayım yıllarca hayvan gibi şi yaptığımız bir aşkı atlatamamışım. sonra o hatalar yapıyor ben aziz gibiyim affediyorum, destekliyorum, seviyorum en kötüsü mutlu ediyorum. yani işte işler gidiyor bir şekilde, sonra şehirler ayrılıyor ve ben temiz aşktaki kötü adam olmaya başlıyorum. ölcem amk kötü bişeyler yapmazsam o derece, içgüdüsel bir his. o kadar alışmışım ki hayatımda kötü adam olmaya. bir yandan da çalışıyorum, gencim, yakışıklıyım popülerite fena değil ortamlarda, adam rocker kim tutar(bi kolumdan çekip napıyon kardeş kendine gel diyen olmadı şu hayatta). tam o sıralarda bir gün yine aşık oldum ben ama nasıl pesimistim öyle böyle değil paçalarımdan akıyor, anestezi yemiş koala gibi gibi oturdum açtım bi ucuz şarap, açtım derken açık şarap; litresi 2 lira o zaman, doldurttum iki buçukluk kola şişesine (ben zaten kolayı o zamanlar sevdim) onu açtım içiyorum. bu yeni olacak hatun eyi, çok eyi çok da güzel hem de o kadar süper ki arkadaşımın aşkı o derece. bütün şarkılar arkadaşı bana düşman ediyordu, beni sarhoş. dedim bu böyle olmaz devlette üstüme üstüme geliyor o sıralar, soruşturmalar falan; dedim kogötünegitsin. öylece bir gün biz öpüşüverdik, hayatımda tanıdığım en kötü adam olmuştum sonunda, geçmişimin hesabını başka günahlarla kapatabilecektim çünkü ben yaptıklarımın bedelini öderim her zaman, yanıma kar kalan olmadı şimdiye kadar. bu en ağırıydı, gençliğimin çok verimli olabileceği yılları vücudumda faça olarak kaldı. neyse
sonraları cin gibi oldum bi süre tam işte o bi kaç yıl sürüp bitecek süper, özgür, vaoouv hayatıma başka bir aşk girdi. bok vardı çünkü. dibe vurmak yetmiyordu daha derini arıyordum sanki. şu sikik hayatta karşıma çıkabilecek en doğru kadın en yanlış zamanda girdi hayatıma. istemesem de sanki onu kaybetmek için daha kötü bir adam oldum, sınırı yoktu; sokakta ne kadar iyiysem evde daha da kötüydüm. tam o sıralar işte kadınlarım oldu bir sürü, hepsi otobüsteki, mekana ayakta gidenlerdi; mekan bendim. binmeyebilirlerdi ama şoför de bendim, üstelik çok güzel şarkılarım vardı. ve hepsi mekanın lavabosunda boşaldık bittiyle gittiler. acıydı ama çok güzel sarhoşluklardı.
baktım cinde bok tonik de bok ama seviyordum.
sonra buzla tanıştım. buz gibiydim artık hazır 2013 yazını da geride bırakmıştık. duyarsız, hissiz. bilgisayar başında oyunda ya da işte çalışkan adamdım. evde de fena değildim hani. içimdeki volkanları öylesine susturuyordum ki bazen çok içince korkuyordum. ya patladığımda kocaman kara bir delik olursam? ben hiç kara delik olmamıştım ki, anti madde nedir bilmem, bi kere topluma bu kadar kayıtsız kalmam bünyeme ters bunun bir sonucu olacak biliyordum. ama olmamalıydı çünkü ben yine başkaları mutlu olabilsin diye değişmiştim. buz gibiydim artık...
sonra bu senenin başında limonla tanıştım. bir dilimdi ve çok bilgeydi. bana tibette bir monk olmadığımı, cini, toniği, buzu aynı bedende içmem gerektiğini öğütledi. çünkü kadehtim. en küçükken bile tek ya da shot olmamıştım ben hep ayyaş usulü doldur saki tipi kadehtim. limon olmadım hayır, kendim olmayı öğreniyorum. o ilk aşkın hevesini, şehvetini, bencilliğini, karşılıksız vazgeçilebilen bir ömrü; 2 buz, duble cin, tek tonik ve bir dilim limonla harmanlamış enfes bir adamım artık. büyüyorum(ama yaş 18 ee 18 u! a! uuu). büyüdükçe daha çok aşık oluyorum; kadınlara, erkeklere ve 'bağzı' şeylere ama en çok aşka. zeki öldü şimdi ben; 'ben aşıkların aşkıyım, aşıkım'. yürümeye bile ilk adımla başlarız, isyana ufacık bir düşünceyle, aşka da sevişerek işte.
sevmeyi seven herkes, haydi cancana!
o zaman doldur bir kadeh içelim bu gece yarın yokmuş gibi, savaş yokmuş gibi içelim, sevişelim bir daha sevişmeyecekmişiz gibi. çığlıkların ve gülüşün kalsın bedenimde.
yavaştan yaşlanıyorum artık. zor geliyor bazı şeyler. pardon 'bağzı' şeyler. masabaşı direnişi bana göre değil. sevmeden yaşayamayız diye düşünüyorum ve bizim gibilerin yaşamak için bir şekilde savaşması gerektiğine.
o yüzden bir cin tonik hikayesi anlatmak istiyorum. çünkü en sevdiğim içkidir, çok güzeldir, kadın kokar ve bir kadın kadar serttir;
cin ve tonik; ayrı ayrı pek bi sikime benzemiyorlar ama birlikte bir kadehte, tam da içme zamanımda, bir şarkıya eşlik etmek için buluştuğumuzda eşsiz bir çift oluyorlar fakat aşık değiller, beni de hiç sevmezler.
neyse kurgu böyle aşk başlığını görünce yazmadan edemedim, sözlüğün hep sürprizleri vardır bana.
eskiden tonik gibiydim acı ama temiz, tertemiz. yani ben öyle düşünürdüm ama yaranamazdım kimseye. çünkü gidilecek yol yoktu, yol göstereni geçtim yani. bende mal gibi işte öylesine oksijen tüketiyordum.
bir gün aşık oldum, ne kadar tatlı, ne kadar güzel bir kadın demiştim. bu dünyada bu kadar temiz insanlar yaşamamalı ya da sadece onlar var olmalı bizim sonsuza dek yokluğa karışmamız lazım. zaten boşluktayım yıllarca hayvan gibi şi yaptığımız bir aşkı atlatamamışım. sonra o hatalar yapıyor ben aziz gibiyim affediyorum, destekliyorum, seviyorum en kötüsü mutlu ediyorum. yani işte işler gidiyor bir şekilde, sonra şehirler ayrılıyor ve ben temiz aşktaki kötü adam olmaya başlıyorum. ölcem amk kötü bişeyler yapmazsam o derece, içgüdüsel bir his. o kadar alışmışım ki hayatımda kötü adam olmaya. bir yandan da çalışıyorum, gencim, yakışıklıyım popülerite fena değil ortamlarda, adam rocker kim tutar(bi kolumdan çekip napıyon kardeş kendine gel diyen olmadı şu hayatta). tam o sıralarda bir gün yine aşık oldum ben ama nasıl pesimistim öyle böyle değil paçalarımdan akıyor, anestezi yemiş koala gibi gibi oturdum açtım bi ucuz şarap, açtım derken açık şarap; litresi 2 lira o zaman, doldurttum iki buçukluk kola şişesine (ben zaten kolayı o zamanlar sevdim) onu açtım içiyorum. bu yeni olacak hatun eyi, çok eyi çok da güzel hem de o kadar süper ki arkadaşımın aşkı o derece. bütün şarkılar arkadaşı bana düşman ediyordu, beni sarhoş. dedim bu böyle olmaz devlette üstüme üstüme geliyor o sıralar, soruşturmalar falan; dedim kogötünegitsin. öylece bir gün biz öpüşüverdik, hayatımda tanıdığım en kötü adam olmuştum sonunda, geçmişimin hesabını başka günahlarla kapatabilecektim çünkü ben yaptıklarımın bedelini öderim her zaman, yanıma kar kalan olmadı şimdiye kadar. bu en ağırıydı, gençliğimin çok verimli olabileceği yılları vücudumda faça olarak kaldı. neyse
sonraları cin gibi oldum bi süre tam işte o bi kaç yıl sürüp bitecek süper, özgür, vaoouv hayatıma başka bir aşk girdi. bok vardı çünkü. dibe vurmak yetmiyordu daha derini arıyordum sanki. şu sikik hayatta karşıma çıkabilecek en doğru kadın en yanlış zamanda girdi hayatıma. istemesem de sanki onu kaybetmek için daha kötü bir adam oldum, sınırı yoktu; sokakta ne kadar iyiysem evde daha da kötüydüm. tam o sıralar işte kadınlarım oldu bir sürü, hepsi otobüsteki, mekana ayakta gidenlerdi; mekan bendim. binmeyebilirlerdi ama şoför de bendim, üstelik çok güzel şarkılarım vardı. ve hepsi mekanın lavabosunda boşaldık bittiyle gittiler. acıydı ama çok güzel sarhoşluklardı.
baktım cinde bok tonik de bok ama seviyordum.
sonra buzla tanıştım. buz gibiydim artık hazır 2013 yazını da geride bırakmıştık. duyarsız, hissiz. bilgisayar başında oyunda ya da işte çalışkan adamdım. evde de fena değildim hani. içimdeki volkanları öylesine susturuyordum ki bazen çok içince korkuyordum. ya patladığımda kocaman kara bir delik olursam? ben hiç kara delik olmamıştım ki, anti madde nedir bilmem, bi kere topluma bu kadar kayıtsız kalmam bünyeme ters bunun bir sonucu olacak biliyordum. ama olmamalıydı çünkü ben yine başkaları mutlu olabilsin diye değişmiştim. buz gibiydim artık...
sonra bu senenin başında limonla tanıştım. bir dilimdi ve çok bilgeydi. bana tibette bir monk olmadığımı, cini, toniği, buzu aynı bedende içmem gerektiğini öğütledi. çünkü kadehtim. en küçükken bile tek ya da shot olmamıştım ben hep ayyaş usulü doldur saki tipi kadehtim. limon olmadım hayır, kendim olmayı öğreniyorum. o ilk aşkın hevesini, şehvetini, bencilliğini, karşılıksız vazgeçilebilen bir ömrü; 2 buz, duble cin, tek tonik ve bir dilim limonla harmanlamış enfes bir adamım artık. büyüyorum(ama yaş 18 ee 18 u! a! uuu). büyüdükçe daha çok aşık oluyorum; kadınlara, erkeklere ve 'bağzı' şeylere ama en çok aşka. zeki öldü şimdi ben; 'ben aşıkların aşkıyım, aşıkım'. yürümeye bile ilk adımla başlarız, isyana ufacık bir düşünceyle, aşka da sevişerek işte.
sevmeyi seven herkes, haydi cancana!
20150712
gidebilecek başka bir yer kalmamıştı zaten...
hep başka bir dünyanın mümkünlüğünü konuştuk, koşturduk. kendimi tilki gibi hissettiğimden değil de, ne bileyim işte bir zaman terk ettiğim topraklara dönmek farklı hissettiriyor. bıraktığım gibi değil hiç bir yer ve hiç kimse. zaten yoklar artık benim bildiklerim. yeni bir varoluş çabası sadece...
yıllarca ruhumda termit varmış meğer, kozamdan çıktıkça daha bir çürümüş ve eksik hissediyorum. normaldir çünkü yıllardır ben ben olmadım hiç. iyi oğul oldum, iyi sevgili oldum, iyi arkadaş oldum, iyi çalışan oldum ama bir ben olamadım, ne yapayım hayat böyleydi bende kıymıştım karanfil parasına!
20 li yaşlarım geri gelmeyecek ama daha onlardan daha güzel kazanımlarım olacak, daha çok seveceğim, daha çok içeceğim-üstelik ben olarak; saçmalama gereği duymayacağım mesela. eski şarkılara ağlamayacağım daha güzel yepisyeni şarkılar keşfedeceğim, dans bile edeceğim.
buraları güzel güzel hikayelerle dolduracağım, gerilimim yüksek, hiç satmayan ama bir kaç şarkıyla giden hikayelerden işte.
havalar çok sıcak burada, çok heyecanlıyım... hissediyor musun?
20150621
aşk bitti...
hani bir kaç gündür rüyama giriyorsun ya...
-farkında bile değilsin tabii, yaşadığımı bile bildiğini düşünmüyorum-
ama olsun
çok mutlu ettin beni
eskisi gibi
ama ben eskisi kadar genç olmadığım için mutlu oldum işte senden, aynı hatırladığım gibisin... o kadar güzelsin ki. dadından yenmez şahane yane;
en çok aklını özledim senin. bu topluma ayak uydurmuş bana başkaldırını özledim. seni özledim, seni sevmeyi özledim...
aşk biter mi?
hala, hala ve hala sen varsın her şeyde, bitmiyor namussuz...
ama sen benim minik 'Balık'ım, kayıp gittinve ben...
o mal ben...
o denizlerde
yine malca
yelken açtım...
karaya vurdum, ölmedim ama pek yaşamadım da...
özledim seni...
eskisi gibi sevmiyorum seni, ama özledim nereden bakarsan çocuktuk biz, bilemedik; çok erken geldik birbirimize bilimiyorum yılların yarası unutamam. ilkler unututlmaz derler, inanmıyorum, sen ilkten öteydin zira pek çok ilk yok artık bende...
ama sen her kuş kanadında; sen her özgürlük rüyamda, sen bende, beni ben yapansın hala...
bil isterdim; sadece çok özledim; beni hiç duymadın ve bilmeyeceksin tabii ki...
edit: ağlasam gözyaşlarımı hisseder misin şimdi? başka başka dertlerim ve beni dinleyen sen yoksun... dinlesen ne güzel olur, ben en çok senin için ağladım çünkü...
-farkında bile değilsin tabii, yaşadığımı bile bildiğini düşünmüyorum-
ama olsun
çok mutlu ettin beni
eskisi gibi
ama ben eskisi kadar genç olmadığım için mutlu oldum işte senden, aynı hatırladığım gibisin... o kadar güzelsin ki. dadından yenmez şahane yane;
en çok aklını özledim senin. bu topluma ayak uydurmuş bana başkaldırını özledim. seni özledim, seni sevmeyi özledim...
aşk biter mi?
hala, hala ve hala sen varsın her şeyde, bitmiyor namussuz...
ama sen benim minik 'Balık'ım, kayıp gittinve ben...
o mal ben...
o denizlerde
yine malca
yelken açtım...
karaya vurdum, ölmedim ama pek yaşamadım da...
özledim seni...
eskisi gibi sevmiyorum seni, ama özledim nereden bakarsan çocuktuk biz, bilemedik; çok erken geldik birbirimize bilimiyorum yılların yarası unutamam. ilkler unututlmaz derler, inanmıyorum, sen ilkten öteydin zira pek çok ilk yok artık bende...
ama sen her kuş kanadında; sen her özgürlük rüyamda, sen bende, beni ben yapansın hala...
bil isterdim; sadece çok özledim; beni hiç duymadın ve bilmeyeceksin tabii ki...
edit: ağlasam gözyaşlarımı hisseder misin şimdi? başka başka dertlerim ve beni dinleyen sen yoksun... dinlesen ne güzel olur, ben en çok senin için ağladım çünkü...
20150616
darlamayın beni...
reklam : ''Ayazınla tehdit etme beni Ankara, hayallerimi yaksam ağustosu yaşarsın'' !
bildiğin yaşadım ben bunu yaa
hatta geçen hafta
neyse.
masallara inanır mısın? ben inanırım çünkü masalı yazan ve anlatan insandır, onlar gerçektir, gerçekliğin farklı anlatımıdır. yani şöyle özet geçeyim; hani hükümetin sana enflasyon yok, zam yok falan der ya; fiyat aynıdır ama ekmek daha hafiftir hani, öyle bir şey işte. düm dük diyemezsin de dolandırırsın lafı; masal odur bence. fantastik, erotik;
şimdi
-ideolojik şeylere girmeyelim tabii ki cinsiyetçi ve toplumu baştakine göre şekillendiren yapısı var ama şu an-
mevzu derin;
neyse ben yine geçen bir masaldayım, öyle böyle değil; sorsan bildiğin yaşıyorum, kahramanı falan da değilim hani... kenarda figuran. ödün veren yardımcı, ne bileyim 7 cücelerin en arkada dikileni gibi yani. işte öyle yaşıyorum. yine birileri keyfi rahat olanlardan; hayatın boşluğundan bahsediyor, kafam güzel, falez olsa atlayacağım aşağı... neyse ki şunu farkettim; memleketimin o toprağını (memleketim derken doğup büyüdüğüm yerdir) bilmiyorsam, o kadınla farklı dünyalar da yaşamamızdan...
ve onun gibilerin yönettiği dünyadan hayra geçenin kaburgasını sikeyim.
bunu neden dedim?
çünkü; aklımdan bunlar geçerken sevdiğime bu küfrü etmişim-kusmamaya çalışırken...
işte yine o masallardan birinde mutlu sona inanan ben;
yine savaşıyorum, mal gibi, nedense savaşıyorum yani durmadan...
hayat için...
hayatın çok da sikinde değilmişiz onu farkettim;
ben amerikan filmlerindeki ciğeri 5yazıyla beş- para etmez kahramanlar için kendini feda eden değişiklerden değilim. benim mevzularım derin gerçekten, onlar takılsın bi kenarda.
neyse işte öyle bir masalda; ben!
özledim;
elimden akan gençliğimi...
hayatıma girmiş kadınları ve erkekleri
hayatıma giremememiş o kahramanları özledim
ölümü düşünerek yaşayamadığım bu hayatı özledim
seni özledim
senin sen olabileceğin günleri özledim...
ve o masalda aslında ben sendim...
bildiğin yaşadım ben bunu yaa
hatta geçen hafta
neyse.
masallara inanır mısın? ben inanırım çünkü masalı yazan ve anlatan insandır, onlar gerçektir, gerçekliğin farklı anlatımıdır. yani şöyle özet geçeyim; hani hükümetin sana enflasyon yok, zam yok falan der ya; fiyat aynıdır ama ekmek daha hafiftir hani, öyle bir şey işte. düm dük diyemezsin de dolandırırsın lafı; masal odur bence. fantastik, erotik;
şimdi
-ideolojik şeylere girmeyelim tabii ki cinsiyetçi ve toplumu baştakine göre şekillendiren yapısı var ama şu an-
mevzu derin;
neyse ben yine geçen bir masaldayım, öyle böyle değil; sorsan bildiğin yaşıyorum, kahramanı falan da değilim hani... kenarda figuran. ödün veren yardımcı, ne bileyim 7 cücelerin en arkada dikileni gibi yani. işte öyle yaşıyorum. yine birileri keyfi rahat olanlardan; hayatın boşluğundan bahsediyor, kafam güzel, falez olsa atlayacağım aşağı... neyse ki şunu farkettim; memleketimin o toprağını (memleketim derken doğup büyüdüğüm yerdir) bilmiyorsam, o kadınla farklı dünyalar da yaşamamızdan...
ve onun gibilerin yönettiği dünyadan hayra geçenin kaburgasını sikeyim.
bunu neden dedim?
çünkü; aklımdan bunlar geçerken sevdiğime bu küfrü etmişim-kusmamaya çalışırken...
işte yine o masallardan birinde mutlu sona inanan ben;
yine savaşıyorum, mal gibi, nedense savaşıyorum yani durmadan...
hayat için...
hayatın çok da sikinde değilmişiz onu farkettim;
ben amerikan filmlerindeki ciğeri 5yazıyla beş- para etmez kahramanlar için kendini feda eden değişiklerden değilim. benim mevzularım derin gerçekten, onlar takılsın bi kenarda.
neyse işte öyle bir masalda; ben!
özledim;
elimden akan gençliğimi...
hayatıma girmiş kadınları ve erkekleri
hayatıma giremememiş o kahramanları özledim
ölümü düşünerek yaşayamadığım bu hayatı özledim
seni özledim
senin sen olabileceğin günleri özledim...
ve o masalda aslında ben sendim...
20150604
mutsuzluğun bilmemkaçıncıgünü...
uyanmak istemediğimiz günler olur ya; hani iş vardır, okul vardır, anne vardır, baba vardır vs...
o günlerden değildi bugün; sadece uyanmak istememiştim; uyanmasaymışım meğer...
bileydim ruhumun bu kadar skileceliğini, uyanmazdım...
uyanınca da söyleceğim budur bu olacak; batıyor ama acıtamıyor işte sevdan...
o günlerden değildi bugün; sadece uyanmak istememiştim; uyanmasaymışım meğer...
bileydim ruhumun bu kadar skileceliğini, uyanmazdım...
uyanınca da söyleceğim budur bu olacak; batıyor ama acıtamıyor işte sevdan...
20150523
harcı bokuna yetmiyor bu neyin telaşı
vay arkadaş diye diye delirdim dün gece yalan yok. öyle eskisi gibi freak show adayı değilim halbu ki ; tadından yenmez, öpsen öpülür, sevsen sevilir hatta ve hatta sevişilir bir adamım yani.
ama bu sosyalleşme hedesini pek iyi kullanamıyorum, yani olmuyor, olduramıyorum. pek de sikimde olan bi durum değil fakat evden uzakta, değişiklerin arasında çok can sıkıcı olabiliyor. 'ne kafa siktiniz he' lerle dolu iş dışı aktivitelerim var benim.
neyse
işte yine öyle bir işteyim bi süredir, öyle düzenli değil 3-5 günlük yevmiyeli bir iş. diyorum ki içki sigara paramı kurtarayım gerisi halloluyor zaten. göt laleleri yüzünden alacağımın kat kat fazla enerji, zaman, para vs harcayıp eve dönüşü bünyede çok fena sikinti yaratıyor ya eyle beyle değil yani.
'sikimsonik işlere gitmicem ya bundan sonra' dedim gece kendime, sonra içerken biri arayacak 'kanka iş var şu kadar gelin mi' deyince refleks olarak 'he gelirim' dicem kendimle en kral biçimde çelişicem gerek yok, 'böyle devam edelim bi süre daha' dedim sakinleştirirdim içimdeki atarlı beni. çok şekerim ya nasıl barışçıl, nası işinde gücünde her şeye 'he' diyen bir adamım anlatamam, kız olsa veririm o derece.
alkölsüz ve ilaçsız içimdeki canavarla baş ederken bi sigara yakayım şöyle efendi efendi mavi kravatımla biraz uzaklara gideyim.
-bu da gayet net; en son ne zaman buralara ayıkken çiziktirdim bişeyler hatırlamıyorum, sanırım bu ilk-
o değil de yazmazsam içimde kalır;
ya bi rock off diyesim var, he ne didin?
ama bu sosyalleşme hedesini pek iyi kullanamıyorum, yani olmuyor, olduramıyorum. pek de sikimde olan bi durum değil fakat evden uzakta, değişiklerin arasında çok can sıkıcı olabiliyor. 'ne kafa siktiniz he' lerle dolu iş dışı aktivitelerim var benim.
neyse
işte yine öyle bir işteyim bi süredir, öyle düzenli değil 3-5 günlük yevmiyeli bir iş. diyorum ki içki sigara paramı kurtarayım gerisi halloluyor zaten. göt laleleri yüzünden alacağımın kat kat fazla enerji, zaman, para vs harcayıp eve dönüşü bünyede çok fena sikinti yaratıyor ya eyle beyle değil yani.
'sikimsonik işlere gitmicem ya bundan sonra' dedim gece kendime, sonra içerken biri arayacak 'kanka iş var şu kadar gelin mi' deyince refleks olarak 'he gelirim' dicem kendimle en kral biçimde çelişicem gerek yok, 'böyle devam edelim bi süre daha' dedim sakinleştirirdim içimdeki atarlı beni. çok şekerim ya nasıl barışçıl, nası işinde gücünde her şeye 'he' diyen bir adamım anlatamam, kız olsa veririm o derece.
alkölsüz ve ilaçsız içimdeki canavarla baş ederken bi sigara yakayım şöyle efendi efendi mavi kravatımla biraz uzaklara gideyim.
-bu da gayet net; en son ne zaman buralara ayıkken çiziktirdim bişeyler hatırlamıyorum, sanırım bu ilk-
o değil de yazmazsam içimde kalır;
ya bi rock off diyesim var, he ne didin?
20150512
ah be ciğerim
ah be ismail diyesim var bugün...
ellerinde kitaplar olan
okuyan bu çocukları gördükçe
ağlayasım var...
kısaca isyanım var uleeeğğnn!
ahiretten başka hesabım yok inan, iban versem para yatıramazsın o derece yani; az çok gönül işleri işte :)
tehey bee
yıllar önce bir kadım için başlamış bu süperötesi fevkaladeninfevki biloku artık tartışmasız benim ilan ediyorum...
alkolün bana verdiği yetki artık hükümsüzdür
mücadelemiz yükselsin
kurtuluşa kadar yaz...
tabii ki aşksız ve meşksiz olmaz hayatımız, olmayacak. geçit vermemek için önce seveceğiz birilerini, birşeyleri. sonra sonra hayat yeşerecek işte içimizde. yeşermeli yoksa en bombalı savaş alanlarında bile elinde sadece bir keleşle savaşmanın ne anlamı kalır ki? hayatı seveceğiz, seveceğiz ki insanları sevelim, o kadar çok sevelim ki hepimiz için yaşanabilir bir yer olması için savaşalım.
taslaklara kaydetmektense
ellerinde kitaplar olan
okuyan bu çocukları gördükçe
ağlayasım var...
kısaca isyanım var uleeeğğnn!
ahiretten başka hesabım yok inan, iban versem para yatıramazsın o derece yani; az çok gönül işleri işte :)
tehey bee
yıllar önce bir kadım için başlamış bu süperötesi fevkaladeninfevki biloku artık tartışmasız benim ilan ediyorum...
alkolün bana verdiği yetki artık hükümsüzdür
mücadelemiz yükselsin
kurtuluşa kadar yaz...
tabii ki aşksız ve meşksiz olmaz hayatımız, olmayacak. geçit vermemek için önce seveceğiz birilerini, birşeyleri. sonra sonra hayat yeşerecek işte içimizde. yeşermeli yoksa en bombalı savaş alanlarında bile elinde sadece bir keleşle savaşmanın ne anlamı kalır ki? hayatı seveceğiz, seveceğiz ki insanları sevelim, o kadar çok sevelim ki hepimiz için yaşanabilir bir yer olması için savaşalım.
taslaklara kaydetmektense
20150505
hop!
uzak dur bu gece gelme ey ecel diyesim vardı;
o kadar çok şey vardı ki gelmemesi gereken eceli unutttum, ne de olsa gençtim...
o kadar çok şey vardı ki gelmemesi gereken eceli unutttum, ne de olsa gençtim...
20150416
Konsantrasyon bozukluğu!
orjinali sevdiğim ama yerli coverı da 'eh be' diyerek kendini dinletiyor hani, adını vals koymuş efendi efendi demiş şarkı bu diye, güzel olmuş takdir ettim mabel, normalde pek sevmem dinlemem seni, ama itlik hergelelik yakışmıyor sana.
neyse
neyse demişken şimdiye kadar savuşturduğum düşündüğüm onca acının, hayalin patlamalarını yaşıyorum şu sıralar. ansızın, bazen bir iki biradan sonra bazen ''düm dük'' güpe gündüz insanların ortasında. ne kadar çok acı biriktirmişim meğer, kaygı bozukluğunun ötesine geçen rahatsızlıklarımı açıklamaya yetiyor ama çözmeye yetmiyor işte, kaçmak yok epeydir stratejilerim arasında bunu da ekleyim.
uzun uzun dalıp gittiğim hayallerden birinde; başarılı bir eğitimci oluyorum mesela, iyi bir baba oluyorum, sanki yaşlanmıyorum ölümsüzleşiyorum bu şekilde... en büyük korkumun üstesinden geliyorum. ''iş bitirici'' bir aile babasıyım mesela, iyiyim ben böyle derken gerçekler sızıyor birden hayallerime. bir zaman, çok zaman önce-yani bana göre- psikoloğum şunu demişti; ''hayallerine sınır koyma bırak imkansızlaşsınlar'' yoksa plan olurdu ona göre, o zaman bu zamandır ne zaman hayallerimi gerçeklerden arındırmaya çalıştıysam, gerçeklerden uzaklaştım, yani farkında olmadan baya bi öteye gitmişim, sonuç; plan yok, hayat yok, çaba yok, iş yok güç yok okul yok yok amk yok hiçbir şey yok yok... elde var sıfır yani. kronik rahatsızlığım; sevdiğim, değer verdiğim insanların sözlerini çok dinler içselleştiririm, ama hep kaybederim sonunda... kendi fikirlerim tecrübelerim hayallerim yoktur pek, arada söz söylerim unutulur gider yazı yazmam yani.uçar gider yani...
neyse
günlerden bugün yine şu ufacık beynimde sorularımla ve çözüm önerilerimle bi şarkı çıktı karşıma. kendi teşhisim olan 'konsantrasyon bozukluğu'mla mücadele bugünkü başlığım. çok yorgunum anlatamam... ama aklımca... bünyem o kadar aç ki her şeye, her şeyi her şeyi yaşamak istiyor, mesela insanlara hitap etmek istiyor böyle sıkmadan sıkılmadan uzun uzun fikirlerini paylaşmak konuşmak istiyor. başka başka kadınlarla erkeklerle paylaşmak istiyor hayallerini, ortak paydalarda buluşmak, çatışmalarında uzalaşabilmek istiyor. spor yapmak istiyor mesela. hani o şiirdeki gibi ''ciğeri patlayıncaya kadar'' koşmak istiyor... güzel görünmek istiyor artık, ya da sadece görünmek, sahte sahte değil de gerçekten görülmek istiyor, olduğu gibi kaygısız, kendi gibi...
neyse
çok çok uzun zaman öncelerde bir avuç kalan hayallerimle ben burada bir 'biz' kurabilmek için üstüme düşenleri yapmamaya ama bunun için ruhumu ve aklımı yormaya devam ediyorum.
yitirdiğim onca heyecanı tekrar istiyorum, tekrar yaşamak istiyorum. bazen alıp başımı gitmek, kaldığımda da yeri yerinden oynatmak istiyorum...
ben hep çocuktum aslında...
en sevdiğim çocuktum ben!
güzeldim...
paslı kirli küflü de olsa hayallerim ben hala çocuğum...
yani sonuç olarak;
ve hala ''hayallerim de mevzularım kadar derin'' ...
bu da günün reklamı olsun..
20150214
20150211
onlarca şarkı dinlettim insanlara hepsi güzeldi. şimdi yüzlerce dinletiyorum ve hepsi çok güzel. yarın çok çok daha fazla olacak şarkılarım ve hepsi güzeller şimdiden. ama onlar sadece şarkı ve öyle kalacaklar, müzik güzel şey çocuk, şimdi bana botlarımı getir anavatanımda kar yağıyor!
o kocaman kara delik; işte benim ben aşıkların aşıkı!
he he
evet işte ondan
o delik o boşluk
hani siz kadınlardaki gibi; istekli, kaygan ve hoş kokulu olmayanından hani...
işte o
ama o ben değilim işte içinde tam ortasındayım ama
yıllardır dolduramadığım o boşluk, o çukur...
size girsin
bana giren girmiş çıkartamıyoz!
gecelerce
gecelerce beni tüketen o boşluk
tüm çatışmalarım
tüm uzlaşmalarım
hepsi
hepsi
işte benim
27 de tamam derim gibi gelmişti, çünkü hayat rakenröl misali akıyordu o boşlukta yapamadıklarım ve yapmaya çalıştıklarımda boğulurken.
sessizdim mesela
aşıktım olmasına ama...
çok sessizdim ben ya siktir et aşkı
27 biterken ben
sikerim gözünden!
olmadı nedense, kaderde yoğumuş demek 27'de ölmek
o zaman dedim
o zaman
27 de ölmediysem eğer hayat yaşamaya değer
demedim aslıda, hiç o kadar komplike şeyler düşünecek bi adam olmadım ben. hep sonradan 'hee' diyen adamdım,
evet öyle! ne acı...
neyse yaşamaya değermiş gibi sanki
yıllar yıllaaar sonra bir amacın nihayetine vardım, intihar düşünceleri, kendine işkenceler, kabuslar arasında özlemenin olmadığı, insanca(göreli), en azından faturaları ödeyebileceğim bir hayat hayali sarıyor şimdi ruhumu.
evet hala seviyorum, sanırım beni yaşatan bu. sevgisiz insan düşünemiyorum,
vicdanı olmayan bir insan nasıl yaşar ki?
ancak başkalarının ruhları üzerinden, acılardan...
tanrı olmasın varsın biz yeteriz, zaten 2-3 kişiyiz!
hobaa parti bile kurarız. belki iktidar olamayız ama kendi partimizle katıldık baraja takıldık deriz.
evet üç beş şarkı dinletirdim eskiden insanlara çok keyif alırdım. şimdi adını bile hatırlamadığım birlerce sanatçı ve şarkı var beynimin bi köşelerinde, aynı keyifle dinlemesmde/dinletmesemde daha çok şarkım var dinleteceğim...
ama aslında şu var
ben aslında artık şarkı dinlemek değil
şarkı söylemek istiyorum
oh be bu kadar kolaydı aslında söylemek istediğim senin ne anladığın sana kalmış!
daha çok şarkım var söyleyecek
hemde her birinize
hepinizi seviyorum aslında
çoğunuzdan nefret etsem de bu bizim suçumuz değildi, değil!
başka bir dünya mümkün ve bunu birlikte kuracağız, inanıyorum çünkü ben bile sen olmadan bir eksiğim, biz olmadan hangi dünya mümkün olabilir ki?!.
o kocaman kara delik; işte benim ben aşıkların aşıkı!
he he
evet işte ondan
o delik o boşluk
hani siz kadınlardaki gibi; istekli, kaygan ve hoş kokulu olmayanından hani...
işte o
ama o ben değilim işte içinde tam ortasındayım ama
yıllardır dolduramadığım o boşluk, o çukur...
size girsin
bana giren girmiş çıkartamıyoz!
gecelerce
gecelerce beni tüketen o boşluk
tüm çatışmalarım
tüm uzlaşmalarım
hepsi
hepsi
işte benim
27 de tamam derim gibi gelmişti, çünkü hayat rakenröl misali akıyordu o boşlukta yapamadıklarım ve yapmaya çalıştıklarımda boğulurken.
sessizdim mesela
aşıktım olmasına ama...
çok sessizdim ben ya siktir et aşkı
27 biterken ben
sikerim gözünden!
olmadı nedense, kaderde yoğumuş demek 27'de ölmek
o zaman dedim
o zaman
27 de ölmediysem eğer hayat yaşamaya değer
demedim aslıda, hiç o kadar komplike şeyler düşünecek bi adam olmadım ben. hep sonradan 'hee' diyen adamdım,
evet öyle! ne acı...
neyse yaşamaya değermiş gibi sanki
yıllar yıllaaar sonra bir amacın nihayetine vardım, intihar düşünceleri, kendine işkenceler, kabuslar arasında özlemenin olmadığı, insanca(göreli), en azından faturaları ödeyebileceğim bir hayat hayali sarıyor şimdi ruhumu.
evet hala seviyorum, sanırım beni yaşatan bu. sevgisiz insan düşünemiyorum,
vicdanı olmayan bir insan nasıl yaşar ki?
ancak başkalarının ruhları üzerinden, acılardan...
tanrı olmasın varsın biz yeteriz, zaten 2-3 kişiyiz!
hobaa parti bile kurarız. belki iktidar olamayız ama kendi partimizle katıldık baraja takıldık deriz.
evet üç beş şarkı dinletirdim eskiden insanlara çok keyif alırdım. şimdi adını bile hatırlamadığım birlerce sanatçı ve şarkı var beynimin bi köşelerinde, aynı keyifle dinlemesmde/dinletmesemde daha çok şarkım var dinleteceğim...
ama aslında şu var
ben aslında artık şarkı dinlemek değil
şarkı söylemek istiyorum
oh be bu kadar kolaydı aslında söylemek istediğim senin ne anladığın sana kalmış!
daha çok şarkım var söyleyecek
hemde her birinize
hepinizi seviyorum aslında
çoğunuzdan nefret etsem de bu bizim suçumuz değildi, değil!
başka bir dünya mümkün ve bunu birlikte kuracağız, inanıyorum çünkü ben bile sen olmadan bir eksiğim, biz olmadan hangi dünya mümkün olabilir ki?!.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)