içimde bir nefretin yeşermesine izin veremiyorum, ya kızgınlığım ya da kişi/olay silinip gidiyor...
özlemlerimle, hayallerim ve olmayacak dileklerimle yaşıyorum işte...
yaşıyorum, ama yaşıyorum gerçekten, damarlarımda kan akıyor yer yer kaçmak istese de, nefes alıyorum falan işte...
bu haftasonu güzel olacak umarım... herşey olmasa da ben güzel olacağım...
20110615
20110613
şarap mı?
'cezerye ye iyi gelir' diyordu teyze; güldüm, 'cezerye alacak para yok, son parayı şaraba verdik' deyip güldüm, ama o kadar içtendi ki o kadar komik geldi, uzun zamandır böyle gülmemiştim; hatta kahkaha attım, ruhumun skuneti bozuldu...
bir sabah... bir sabah...
kıştan kalma bir yaz günü, yapılacak işleri planlarken içinde buruk bir sevinçle doldurduğun kahve bitmekte...
hikayeler dinlerdik küçükken, büyük savaşçıların hikayelerini, büyüdük anlatmaya başladık onları. sonra yaşamak vardı, çaresiz... yaşıyoruz işte öyle ya da böyle, bir savaşta yüce bir amaç için ya da halkımız için ölmedik, savaşmadık bile.
yıllar önce yaşanmış güzel bir günün kokusu var havada, barut gibi; nefret kokuyor artık... diğerlerinin yanına eklenen bir acı daha diye düşünürken bir fotoğraf takılıyor gözüme, varlığını bile unutmuştum... düşmüşüz bir kış günü, kar altında... gözyaşlarıyla iyileştirmeye çalışırken yaraları, ölmüşüz farkına varmadan, bireyselliğimizde katletmişiz yüreğimizi... kalan tek bir söz 'hoşçakal'! sonra bir şarkı sözü girmiş araya, bir söz, asla tutulması için şans verilmeyecek bir söz... ölmüşüm, savaşmadan, sevişerek hayallerimle...
sonra miting alanlarında suçsuz ölenler geliyor aklıma, üzülmüyorum hayır; aksine hepsi tanımadığım, bilmediğim onca insanı yaşatıyorum bu bendende... hala onların marşları dilimde...
ve ben bir şarkı sözü oluveriyorum, bir balık gibi okyanuslar geziniyorum, bozkırlardan dağlara uçuyorum göçmen bir kuş gibi... yaralarım artık umrumda değil zira hiçbirini hissedecek gücüm yok; hayallerim bile donuk... nasıl olsa bir kadında ya da bir adamda yaşayacak bu biliyorum...
kıştan kalma bir yaz günü, yapılacak işleri planlarken içinde buruk bir sevinçle doldurduğun kahve bitmekte... hiç bukadar tatlı olmamıştı sanki, sigara hiç bu kadar zehirlememişti... yağmur çok da uzak olmayan bir yerlerden bi koku getiriyor, eskilerden, çok eskilerden; kadim dünyamdan... özlemiyorum, acıtmıyor da artık... hayallerim donuk, kirli... yaşamak anlamsızlığında bir ışık doğdu dün; artık başka anlamlar var hayatta, daha sert, daha vahşi... savaş boyalarımız hazır ötecek boruları bekliyoruz sanki...
yaşasın! yaşayacak düşenler daha fazla bizimle! bundan böyle...
hikayeler dinlerdik küçükken, büyük savaşçıların hikayelerini, büyüdük anlatmaya başladık onları. sonra yaşamak vardı, çaresiz... yaşıyoruz işte öyle ya da böyle, bir savaşta yüce bir amaç için ya da halkımız için ölmedik, savaşmadık bile.
yıllar önce yaşanmış güzel bir günün kokusu var havada, barut gibi; nefret kokuyor artık... diğerlerinin yanına eklenen bir acı daha diye düşünürken bir fotoğraf takılıyor gözüme, varlığını bile unutmuştum... düşmüşüz bir kış günü, kar altında... gözyaşlarıyla iyileştirmeye çalışırken yaraları, ölmüşüz farkına varmadan, bireyselliğimizde katletmişiz yüreğimizi... kalan tek bir söz 'hoşçakal'! sonra bir şarkı sözü girmiş araya, bir söz, asla tutulması için şans verilmeyecek bir söz... ölmüşüm, savaşmadan, sevişerek hayallerimle...
sonra miting alanlarında suçsuz ölenler geliyor aklıma, üzülmüyorum hayır; aksine hepsi tanımadığım, bilmediğim onca insanı yaşatıyorum bu bendende... hala onların marşları dilimde...
ve ben bir şarkı sözü oluveriyorum, bir balık gibi okyanuslar geziniyorum, bozkırlardan dağlara uçuyorum göçmen bir kuş gibi... yaralarım artık umrumda değil zira hiçbirini hissedecek gücüm yok; hayallerim bile donuk... nasıl olsa bir kadında ya da bir adamda yaşayacak bu biliyorum...
kıştan kalma bir yaz günü, yapılacak işleri planlarken içinde buruk bir sevinçle doldurduğun kahve bitmekte... hiç bukadar tatlı olmamıştı sanki, sigara hiç bu kadar zehirlememişti... yağmur çok da uzak olmayan bir yerlerden bi koku getiriyor, eskilerden, çok eskilerden; kadim dünyamdan... özlemiyorum, acıtmıyor da artık... hayallerim donuk, kirli... yaşamak anlamsızlığında bir ışık doğdu dün; artık başka anlamlar var hayatta, daha sert, daha vahşi... savaş boyalarımız hazır ötecek boruları bekliyoruz sanki...
yaşasın! yaşayacak düşenler daha fazla bizimle! bundan böyle...
20110611
hayalleri akord etmek
yarıdan daha fazla bir hayalperest olarak yaşadım kendimi bildim bileli, hayatım buna göre şekillendi, ideolojim, zevklerim falan işte...
yine koştururken bir hayalin peşinden farkettim bu sefer, bu, hayal değil... şimdi akord ettiğim... yaşamımın geri kalanı... tamamı... tümü... gidenlerim, kalanlarım, ölenlerim, sağlarım... her perdede yüreğimden sızan kanlar çalıyor, bastıkça acıyor tenim, ciğerim... daha da yırtıyorum...
yıllara rağmen bitmeyenlere kanıyorum... gelecek o günleri çağırıyorum. yine o olmayacak belki ama... o na ... hala...
yıllar önce o soğuk günde beni öldürene, karlar altında...
yine koştururken bir hayalin peşinden farkettim bu sefer, bu, hayal değil... şimdi akord ettiğim... yaşamımın geri kalanı... tamamı... tümü... gidenlerim, kalanlarım, ölenlerim, sağlarım... her perdede yüreğimden sızan kanlar çalıyor, bastıkça acıyor tenim, ciğerim... daha da yırtıyorum...
yıllara rağmen bitmeyenlere kanıyorum... gelecek o günleri çağırıyorum. yine o olmayacak belki ama... o na ... hala...
yıllar önce o soğuk günde beni öldürene, karlar altında...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)