'tamam ben olmuşum' diyecek kadar hissettim sabah sabah seni, hayaller bile var aslında şu an yanımda el sallıyorlar bize, yani eskiden bizdik ya hani...
özgürlük; kuşş gibi olabilmektir, kuşş gibi hafif olabilmektir, süzülmektir bir yokluktan diğerine.
koşarak ciğer parçalamak yerine, uça uça bir dağdan diğerine
güzel bir şarkı dinlesin herkes bugün, kendine, ruhuna bir iyilik yapsın... bunu istiyorum gerçekten herkes ama herkes dinlesin... ben bugün güzel bir şarkı bulamıyorum kendime... isyanlardayım yine erken başladım bari öğle etseydim ama değmez, rahatlamam lazım epeydir ilk kez bu kadar çok ihtiyacım var, gerilmiş yay gibiyim. belki ağlayabilsem geçecek ama henüz doğru şarkıyı bulamadım, gözlerimde patlamaya hazır c4ler var, bekliyorum.
karanlıkta da bir bok olmadı aslında, hamam böceğinden hallice bir hayatta kalma savaşı vardı, aydınlıkta da hiçler arasında kaydı ayaklarım, kaydırdılar..
düştüm, 'yıkılmadım ayaktayımlarla' doğrulmaya çalışırken felç geçirdim. artık hep yatalağım...
20120329
20120328
şaraba kadar gidiyorum, gelmeyebilirim...
intihar meyilli zamanlarda anti-depresan olarak şarap kullanımı; evet destekliyorum, sarhoş olmak mümkünse sızmak bu yaşam ki birlikteliğimizin de sonuna gelmek istiyorum, sağlıcakla...
o kadar mükemmelsin ki
farkında mısın?
yanında sığır bile olamadım. nefret kazanmakta üstüme yok biliyorum. şimdiden deli gibi özledim. şişmiş ciğerlerimden sönük sönük adın süzülüyor, şarap bile tatsız.
keşkelerle dolu bir çok şey yazabilirim şimdi ardından. gittin...
giden hiç bir zaman yalnız gitmiyor kalandan o yüzden kalandan da hiç bir cacık olmuyor. hıyarım, evet cacık bile olamadım sana...
hayatımın ucuza kaçılmış başarısız bir kısa metraj olması yerine bir bilgisayar oyunu olmasını isterdim. orada hiç aşk yok, sevgi yok. bir görevden diğerine koşuşturmaca...
kabak tadı verdi sanki hayat, kaçamıyorum kalamıyorum çözemiyorum ve hiç olmak istemediğim yerde tam ortada buluyorum kendimi...
bağıra bağıra ağlamak istiyorum bu gece, nicedir birikenleri kusmak istiyorum yüzüme. günden güne nihilistleşmiş ruhum migrenden kıvrınmakta. anlatırken ben bu değilimleri kabulleniyorum artık ben değiştim. etik potada zaten düşünmedim ne zamandır, gerek duymuyorum. heyecanlanabilmek istiyorum içten içe. bu kadar duyarsızlık ve yüzeysellik bana bile fazla sanki; durdurun ya şu hayatı inecek var dedik!
bir akşamın kalbinde işte bıraktın beni, dönüp ardına bakmadan...
peki şimdi ne olacak, herkse sana benzemeyecek elbetteki olamazlar ama seni soracaklar. ve ben de ehe iyi deyip geçiştireceğim içten içe mutlu olmanı dileyerek, iyi ol hep...
haketmedim seni aslında evet, haketmeden yaşadığım onca şeyin arasında... özür dilerim, seni çok seviyorum... ve varken hiç duymadın şimdi de bilmeyeceksin ama; sana ağlıyorum aşkım...
ve
Gidersin; işte rezil bir an’dır bu;
yazdıkça silinen sözcükler gibidir hayat.
Gidersin; bir hazin dramdır bu!
yanında sığır bile olamadım. nefret kazanmakta üstüme yok biliyorum. şimdiden deli gibi özledim. şişmiş ciğerlerimden sönük sönük adın süzülüyor, şarap bile tatsız.
keşkelerle dolu bir çok şey yazabilirim şimdi ardından. gittin...
giden hiç bir zaman yalnız gitmiyor kalandan o yüzden kalandan da hiç bir cacık olmuyor. hıyarım, evet cacık bile olamadım sana...
hayatımın ucuza kaçılmış başarısız bir kısa metraj olması yerine bir bilgisayar oyunu olmasını isterdim. orada hiç aşk yok, sevgi yok. bir görevden diğerine koşuşturmaca...
kabak tadı verdi sanki hayat, kaçamıyorum kalamıyorum çözemiyorum ve hiç olmak istemediğim yerde tam ortada buluyorum kendimi...
bağıra bağıra ağlamak istiyorum bu gece, nicedir birikenleri kusmak istiyorum yüzüme. günden güne nihilistleşmiş ruhum migrenden kıvrınmakta. anlatırken ben bu değilimleri kabulleniyorum artık ben değiştim. etik potada zaten düşünmedim ne zamandır, gerek duymuyorum. heyecanlanabilmek istiyorum içten içe. bu kadar duyarsızlık ve yüzeysellik bana bile fazla sanki; durdurun ya şu hayatı inecek var dedik!
bir akşamın kalbinde işte bıraktın beni, dönüp ardına bakmadan...
peki şimdi ne olacak, herkse sana benzemeyecek elbetteki olamazlar ama seni soracaklar. ve ben de ehe iyi deyip geçiştireceğim içten içe mutlu olmanı dileyerek, iyi ol hep...
haketmedim seni aslında evet, haketmeden yaşadığım onca şeyin arasında... özür dilerim, seni çok seviyorum... ve varken hiç duymadın şimdi de bilmeyeceksin ama; sana ağlıyorum aşkım...
ve
Gidersin; işte rezil bir an’dır bu;
yazdıkça silinen sözcükler gibidir hayat.
Gidersin; bir hazin dramdır bu!
20120321
bi bira?
uykusuz bir gece...
tınısı kulaklarımda acısı hala damağımda. ne güzel oysa ki onca şey ve onca şey yapabilmek. özgürlük zannettiğim onca ahlaksızlık ve bencilliğim... yalnızlık kötü değildir, ayıp da değildir. ama arada o çemberde gedik açmak gerekir.
anlıyorum şimdi şimdi... şimdiye kadar neleri kimleri kaybettiğimi... ve de hala beni kaybedenleri...
özlüyorum ama arada bir ya da şimdi şimdi yaklaşıyorum işte, korkmadan, sevgilerle...
tınısı kulaklarımda acısı hala damağımda. ne güzel oysa ki onca şey ve onca şey yapabilmek. özgürlük zannettiğim onca ahlaksızlık ve bencilliğim... yalnızlık kötü değildir, ayıp da değildir. ama arada o çemberde gedik açmak gerekir.
anlıyorum şimdi şimdi... şimdiye kadar neleri kimleri kaybettiğimi... ve de hala beni kaybedenleri...
özlüyorum ama arada bir ya da şimdi şimdi yaklaşıyorum işte, korkmadan, sevgilerle...
20120320
ikram
işten güçten derken erken başladım yine bugün, aslında ne zamandır.
dün tanıştığım sabri abi var aklımda, onda yıllar sonramı gördüm sanki, sanki demeyim kendimden biraz erişkinlik gördüm, bir hastane köşesinde tanımadığı çaresiz de gözükmeyen bir gence yardım edişini gördüm. gözlerim doldu. aslında içten içe ağladım galon galon yaşlarım döküldü ciğerime.
bayramdan bayrama hatırla beni haberdar et dedi, ne yaptığını çok iyi biliyordu, aslında bir daha yapmasını isteyemeyecek birine yardım ettiğini de biliyor olmalıydı. gözlerinde eleştirel bir bakış vardı konuşurken, kenan amcanın hediyesi belli. birinci yılında bir hüznü yaşayan genç tedirgin bakarken epeydir savurmadığı düşüncelerini anlatıyordu adama. adam dinleyip kendi bildiklerini biraz da babasını anlattı, köy enstitüsü mezunu olan babasını, rahmetli. sigara paylaştı gençle. adam iyi görünümlü belli ki hali vakti de yerinde biri, kalbinde tekleme var öyle ki kanserden korkmuyor ya da gerisinden ''hepimiz ölmeyecek miyiz''...
yaşını bile bilmiyorum adamın, ufaktı genç o an, çok ufak. özlemleri canlandı gözünde, o adamın yerinde olması gereken insanları düşündü. yaptıklarını, denize attıklarını ve içinde tuttuklarını. ilahi bir şey olmalıydı ama değildi, tesadüf belki, bence tamamen farklı bir şeydi.
elimi sıkarken çok uzun süredir, yani çocukluğumdan beri yaşamadığım bir şeyi yaşadım. ağlamak istedim, ezildim, ufaldım ve de umutlandım;
hala varız biz! hala var orada bir yerde birileri, yalnız değilsin!
teşekkür ederim o adama, sabri abime...
dün tanıştığım sabri abi var aklımda, onda yıllar sonramı gördüm sanki, sanki demeyim kendimden biraz erişkinlik gördüm, bir hastane köşesinde tanımadığı çaresiz de gözükmeyen bir gence yardım edişini gördüm. gözlerim doldu. aslında içten içe ağladım galon galon yaşlarım döküldü ciğerime.
bayramdan bayrama hatırla beni haberdar et dedi, ne yaptığını çok iyi biliyordu, aslında bir daha yapmasını isteyemeyecek birine yardım ettiğini de biliyor olmalıydı. gözlerinde eleştirel bir bakış vardı konuşurken, kenan amcanın hediyesi belli. birinci yılında bir hüznü yaşayan genç tedirgin bakarken epeydir savurmadığı düşüncelerini anlatıyordu adama. adam dinleyip kendi bildiklerini biraz da babasını anlattı, köy enstitüsü mezunu olan babasını, rahmetli. sigara paylaştı gençle. adam iyi görünümlü belli ki hali vakti de yerinde biri, kalbinde tekleme var öyle ki kanserden korkmuyor ya da gerisinden ''hepimiz ölmeyecek miyiz''...
yaşını bile bilmiyorum adamın, ufaktı genç o an, çok ufak. özlemleri canlandı gözünde, o adamın yerinde olması gereken insanları düşündü. yaptıklarını, denize attıklarını ve içinde tuttuklarını. ilahi bir şey olmalıydı ama değildi, tesadüf belki, bence tamamen farklı bir şeydi.
elimi sıkarken çok uzun süredir, yani çocukluğumdan beri yaşamadığım bir şeyi yaşadım. ağlamak istedim, ezildim, ufaldım ve de umutlandım;
hala varız biz! hala var orada bir yerde birileri, yalnız değilsin!
teşekkür ederim o adama, sabri abime...
20120124
küçücük evim ablukada falan değil sadece bakkal borç istemekte!
yıllar var gözlerimde, düzeltemediğim onca yanılışımla, imla hatamla...
bir de sen varsın tabii
hayatımın demirbaşı...
ama hala aynı şarkı,
aramızdaki nehirleri anlatıyor...
baş ağrısı, sabahtan başlamamadan kanaklı çok şey söylemek isterdi sana bilmeyecek olsanda ama bil ki ne kadar çocuk ölüyorsa buralarda ondan daha fazlası bende ölüyor çoğu senin için...
bir de sen varsın tabii
hayatımın demirbaşı...
ama hala aynı şarkı,
aramızdaki nehirleri anlatıyor...
baş ağrısı, sabahtan başlamamadan kanaklı çok şey söylemek isterdi sana bilmeyecek olsanda ama bil ki ne kadar çocuk ölüyorsa buralarda ondan daha fazlası bende ölüyor çoğu senin için...
20111031
ve burada işte ben gibi...
ve gözlerim doldu yersiz, aşktan hukuktan değil...
geçmişi hissedemeyen tenim, ve artık göremeyen gözlerimle süzüldüm birden, yanaklarımdan sana...
gün döndü bu taraflarda, kimseyi duymuyorum, görmüyorum; pek de umursamıyorum artık.
hissetmeyeli epey oldu bu monotonlukta,
ve artık içimde bir parçası bile kalmamış umutla;
ağlıyorum, bu dünyaya
ama artık göremezsiniz gözyaşlarımı, tutamazsınız da, zaten anlamazdınız, hiç bilmezsiniz.
ve yine aslında yeniden bu derin yalnızlık yatağımda
benimle, sevmek yerine sevişirken
artık özlem yok yüreğimde ve de aşk...
nihayetine ermiş düşüncelerimde sizinle artık
milyonlarca ışık yılı uzakta
yeterince uzun sürmüşlerdi zaten
yeterince üzmüşlerdi...
kadın vücudu hiç bu kadar tapınılacak bir yer olmamıştı bir de...
gitmek, içinde kaybolmak istediğim tek yer...
gidemediğim bir yer
göremediğim
kokusu zaten rüzgarla bile gelmemekte artık...
kahve-bira...
yaşasın tüm ölümlerim...
geçmişi hissedemeyen tenim, ve artık göremeyen gözlerimle süzüldüm birden, yanaklarımdan sana...
gün döndü bu taraflarda, kimseyi duymuyorum, görmüyorum; pek de umursamıyorum artık.
hissetmeyeli epey oldu bu monotonlukta,
ve artık içimde bir parçası bile kalmamış umutla;
ağlıyorum, bu dünyaya
ama artık göremezsiniz gözyaşlarımı, tutamazsınız da, zaten anlamazdınız, hiç bilmezsiniz.
ve yine aslında yeniden bu derin yalnızlık yatağımda
benimle, sevmek yerine sevişirken
artık özlem yok yüreğimde ve de aşk...
nihayetine ermiş düşüncelerimde sizinle artık
milyonlarca ışık yılı uzakta
yeterince uzun sürmüşlerdi zaten
yeterince üzmüşlerdi...
kadın vücudu hiç bu kadar tapınılacak bir yer olmamıştı bir de...
gitmek, içinde kaybolmak istediğim tek yer...
gidemediğim bir yer
göremediğim
kokusu zaten rüzgarla bile gelmemekte artık...
kahve-bira...
yaşasın tüm ölümlerim...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)