gerilla hayattayken hala
nasır tutmuş ellerimle ovalarken yara bere içindeki ayaklarıı bir ses duydum; hemen arkadaki meşelerden geliyordu. durdum... göz göze geldik, kaçmasını isteyeceğim bi çakal ya da kurt değildi bu...
kara saçları kapladı hayatı, göremez oldum... göremiyorum...
elimdeyken hala, değildi aslında, gitmek uzaklara...
beni bağlayan neki bu diyarlara, çokdan terkedilmiş, savaş çocukları ve cesetler tarafından... çorak, ıssız, yalnız... ve biz...
onunla yalnızım, karanlığıyla, o ışıksız uçurumda umudum ya da yitip gitmiş arkadaşlarım gibi kaybettiğim ruhumla, onunla, yalnızım...
yaşatma değil şimdi amacım, sadece yaşamak, kaçmak değil savaşmak, barış için değil, sadece yaşamak için savaşmak, medeniyet çok uzağımda...
göğsümden çıkardığım mavzerimi ateşliyorum düşünmeden, son kurşun... tek kurşun olan o... ve acımadan kendime ateşliyorum yüreğimi, klik sesi beynimin tamamını yanında götrürken son kurşunumu o na sıkıyorum... elimde değil...
yalnızlığımı ateşliyorum o na, dilimde akşamdan kalma bir küfürle değil, güzel ama acı sözlerle, o kadar rezil olduk ki artık o kadar iyi olduğunu düşünüyorum artık...
o dağ başında onunla yalnızken yıllar sonra, belki, bilemem, bilemiyorum....
yalansız gelirken istemiştim, o olduğu için değil onunla ben olabildiğim için savaşmayı...
yalansız gelirken savaşmıştım, doğrular için değil gerçekler için ve her gece kaybederken yoldaşlarımı, elimde kalan bedenlerinden çıkan kurşunlardı, onlarla yaşamyı bilirken savaştım, geceler günler...
biliyorsun ölüyorum, bu karanlıkta...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder