20110822
aşkın bilançosu
Ne ses ne nefes ne de bu rüzgâr bağışlar seni;
simsiyah gecelerde budanırken ah ömrüm,
dönüp sırtını giderken kimler karşılar seni?
Sen olmayınca sesin de yoktu, gözlerin de;
bu yüzden odama resmini yaptım,
ve söküp kalbimi yanına astım.
Sensiz kalan yılları da ben buruşturdum.
Kalbim hasretinde asılı kaldı,
yetim kalmış anıları ben tokuşturdum…
Daha bu solgun günlerde aşk,
yaşanır
sözde!
Kalp,
yitik bedende;
yağmur değil, sanki efkâr yağıyor kente…
Yağıyor ömrüme, senin yerine!
Kanmadım aynalara sana kandığım kadar,
içimde bir boşluk sana yandığım kadar…
kopyalayıp yapıştırdığım şiir kadar basit, anladığını sanan ve bunu yaşamış olduğunu düşünen gerizekalılar arasında yaşadım...
yaşadım hala yaşıyorum ve bedelini ödüyorum... oradasın biliyorum, uzakta, benden...
Gidersin; işte rezil bir an’dır bu;
yazdıkça silinen sözcükler gibidir hayat.
Gidersin; bir hazin dramdır bu!
simsiyah gecelerde budanırken ah ömrüm,
dönüp sırtını giderken kimler karşılar seni?
Sen olmayınca sesin de yoktu, gözlerin de;
bu yüzden odama resmini yaptım,
ve söküp kalbimi yanına astım.
Sensiz kalan yılları da ben buruşturdum.
Kalbim hasretinde asılı kaldı,
yetim kalmış anıları ben tokuşturdum…
Daha bu solgun günlerde aşk,
yaşanır
sözde!
Kalp,
yitik bedende;
yağmur değil, sanki efkâr yağıyor kente…
Yağıyor ömrüme, senin yerine!
Kanmadım aynalara sana kandığım kadar,
içimde bir boşluk sana yandığım kadar…
kopyalayıp yapıştırdığım şiir kadar basit, anladığını sanan ve bunu yaşamış olduğunu düşünen gerizekalılar arasında yaşadım...
yaşadım hala yaşıyorum ve bedelini ödüyorum... oradasın biliyorum, uzakta, benden...
Gidersin; işte rezil bir an’dır bu;
yazdıkça silinen sözcükler gibidir hayat.
Gidersin; bir hazin dramdır bu!
buraya gelmeden ne yapacağımı bilmiyordum, şimdi hiçbir şey bilmediğimi öğreniyorum, her an, her geçen an...
istemsiz tek bir hayalim vardı, ama o yıllardır vardı ve şimdi yine o... ama benim içindeğil, olmuşluğu gösterebilmek için, her hangi birine yani birine. o kadar başarılıyım ki, zaten insanların sikik para hayallerinin sikeyim bu öyle değil, bu başarı da değil aslında ben o değilim artık, değilim... evet aslında şimdi de hatta çoktan beri böyleyim ama işte aması olan cümleler kurmayı sevmiyorum. hiç sevmedim.
düşündüklerim, yaşam amacımi yaşayış şeklim...
yaşamak başlı başına bu kadar boş gelirken bünyeme; eskiden isyan ederdim, bu düzene, öldürenlere, aç bırakanlara falan...
ben hala birey olamadım, değişmeyen tek şey bu... bildiğinden çok farklıyım artık biliyorum sende öylesin ama bu düzen aynı ve ben hiç olmadığım kadar bu düzende yokum; belirteyim bir pasifist olarak yokum. hani öyle gerilla oldum da savaşıyorum değil yani...
yaşamak... hiç bu kadar vazgeçilebilir olmamıştı...
o anı bekliyorum artık...
nerdesin bilmiyorum, ne yaşıyorsun ama, hala varsın bir şekilde...
kaç yıl oldu saymadım, sadece o günü hatırlıyorum, seni ve kokunu da hatırlıyorum, kimse bizim gibi değil... o kadar kırılgan şeyler üzerinde o kadar güçlüydük ki, düşündükçe keşkelere boğuluyorum. şimdi güçlü bağların üstüne kırılgan ilişkiler kuruyoruz, yıkılıabilecekler...
yıktım çok şeyi, özür dilerim, daha da gençtim o zamanlar, gençtik...
özledim...
istemsiz tek bir hayalim vardı, ama o yıllardır vardı ve şimdi yine o... ama benim içindeğil, olmuşluğu gösterebilmek için, her hangi birine yani birine. o kadar başarılıyım ki, zaten insanların sikik para hayallerinin sikeyim bu öyle değil, bu başarı da değil aslında ben o değilim artık, değilim... evet aslında şimdi de hatta çoktan beri böyleyim ama işte aması olan cümleler kurmayı sevmiyorum. hiç sevmedim.
düşündüklerim, yaşam amacımi yaşayış şeklim...
yaşamak başlı başına bu kadar boş gelirken bünyeme; eskiden isyan ederdim, bu düzene, öldürenlere, aç bırakanlara falan...
ben hala birey olamadım, değişmeyen tek şey bu... bildiğinden çok farklıyım artık biliyorum sende öylesin ama bu düzen aynı ve ben hiç olmadığım kadar bu düzende yokum; belirteyim bir pasifist olarak yokum. hani öyle gerilla oldum da savaşıyorum değil yani...
yaşamak... hiç bu kadar vazgeçilebilir olmamıştı...
o anı bekliyorum artık...
nerdesin bilmiyorum, ne yaşıyorsun ama, hala varsın bir şekilde...
kaç yıl oldu saymadım, sadece o günü hatırlıyorum, seni ve kokunu da hatırlıyorum, kimse bizim gibi değil... o kadar kırılgan şeyler üzerinde o kadar güçlüydük ki, düşündükçe keşkelere boğuluyorum. şimdi güçlü bağların üstüne kırılgan ilişkiler kuruyoruz, yıkılıabilecekler...
yıktım çok şeyi, özür dilerim, daha da gençtim o zamanlar, gençtik...
özledim...
20110806
kahvem bitmek üzere ve kafam çok ağır, anlatamam...
zincirlerimi kırmış gibiyim anlatamam...
kalbalığın arasında tek başına ve ait olmadığımı hissettiğim bir toplumda yaşamak bazen canımı çok sıkıyor, olabilir. her insan evladı bazen bu tür şeyler hissedebilir, üzülebilir sevinebilir, içkiyi bile fazla kaçırabilir... bende yaptım, artık çok fazla üstüne gitmiyorum hayatın, o pek rahat bırakmasa da yine değişiyor işleyişi...
biliyorum kahvem bittiğinde kafam hafifleşek ve herşey çok güzel olacak.
zincirlerimi kırmış gibiyim anlatamam...
kalbalığın arasında tek başına ve ait olmadığımı hissettiğim bir toplumda yaşamak bazen canımı çok sıkıyor, olabilir. her insan evladı bazen bu tür şeyler hissedebilir, üzülebilir sevinebilir, içkiyi bile fazla kaçırabilir... bende yaptım, artık çok fazla üstüne gitmiyorum hayatın, o pek rahat bırakmasa da yine değişiyor işleyişi...
biliyorum kahvem bittiğinde kafam hafifleşek ve herşey çok güzel olacak.
20110802
artık yardım edemezsiniz bayım...
günlerden öldüğüm gündü, bir kadın vardı, hayal meyal vardı ama orada silüeti vardı yani, vardı vardı eminim 'o' vardı o gün, benimleydi...
kim olduğunu merak ettim gözleri yoktu, yüzü de yoktu, boyu kısadandı işte, kadındı ama, nereden mi biliyorum?
kadındı, biliyorum...
kafamı bir an çevirdim ve yüksek altından bozma parmaklık kapılara geldiğizde,, bir adam selamladı kibarca. dönüp ''bak'' demeye kalmadan 'o' gitmişti, büyük ihtimalle yine, belki de varolmamıştı...
''hoşgeldiniz'' dedi adam gözlerimin içine sıcak sıcak bakarak, hatta samimiyeti o kadar sıcaktı ki sanki tüm günahlarımı biliyordu, sanki cehennem sıcağıyla bakıyordu bana...
tekrar döndüm ve 'o'na baktım, yoktu, yolda yoktu aslında...
''size nasıl yardımcı olabilirim'' dedi
''korkarım artık yardımcı olamazsınız bayım...''
pek bi geç olmuştu zira...
kim olduğunu merak ettim gözleri yoktu, yüzü de yoktu, boyu kısadandı işte, kadındı ama, nereden mi biliyorum?
kadındı, biliyorum...
kafamı bir an çevirdim ve yüksek altından bozma parmaklık kapılara geldiğizde,, bir adam selamladı kibarca. dönüp ''bak'' demeye kalmadan 'o' gitmişti, büyük ihtimalle yine, belki de varolmamıştı...
''hoşgeldiniz'' dedi adam gözlerimin içine sıcak sıcak bakarak, hatta samimiyeti o kadar sıcaktı ki sanki tüm günahlarımı biliyordu, sanki cehennem sıcağıyla bakıyordu bana...
tekrar döndüm ve 'o'na baktım, yoktu, yolda yoktu aslında...
''size nasıl yardımcı olabilirim'' dedi
''korkarım artık yardımcı olamazsınız bayım...''
pek bi geç olmuştu zira...
en güzel şarkı
uyandığımda yerde yatarken elimi gördüm, sol avuç içimle bakışıyordum. birşeyler söylemeye çalıştım, sesim çıkmadı, sesim... yoktu. sıcaklığı hissettim boğazımda ve göğsümde, aşağı doğru inen bir sıcaklık...
sırtüstü dönmeye çalıştım, boğazım doldu, nefes alamadım, kanı gördüm; o kanların içindeydim... yıllarca benimle yaşamış, kimi zaman beni terketmiş ama hep içimde gezinen litrelerce kanı.
aklımdan önce kadınlar geçti, sayıları korkutmadı beni . neden bilmem, sevdiklerim, çok sevdiklerim hem de; aklımdaydılar şimdi, benimle son kez yatıyorlar... evet hiç bilemediler ve artık bilemeyecekler; seni çok seviyorum, hala... hele sana hala aşığım...
tanrı geldi aklıma, neden beni bu kadar çok sevdiğini hiç anlayamadım ama birazdan kulağıma fısıldayacak biliyorum...
neredeyim?
bir minibüs gibi birşey olsa gerek ya da hareketli bir depo, eşyalar var ve şimdi yokuş yukarı çıkıyoruz. araçla benimle aynı şeyi yaşıyor, zorlanıyor nefes almak da, direniyor bu yolu gidebilmek için. hiçbir şey hatırlamıyorum, gerçekten, nasıl geldim, neden bu haldeyim...
ailem nerede acaba? onları özledim şimdiden ve biliyorum onlarda beni özlüyorlar şu an...
tekrar uzandığımda yerde elimi gördüm, sol avuç içimle bakışıyorduk. ve bir şarkı söylemeye başladım içten içte bağırarak... boğazım doldu ve soğuğu hissettim... aşağı doğru iniyordu ve ben o ana kadar farketmediğim en güzel şarkıyı söylüyordum, kimse beni duymuyordu...
sırtüstü dönmeye çalıştım, boğazım doldu, nefes alamadım, kanı gördüm; o kanların içindeydim... yıllarca benimle yaşamış, kimi zaman beni terketmiş ama hep içimde gezinen litrelerce kanı.
aklımdan önce kadınlar geçti, sayıları korkutmadı beni . neden bilmem, sevdiklerim, çok sevdiklerim hem de; aklımdaydılar şimdi, benimle son kez yatıyorlar... evet hiç bilemediler ve artık bilemeyecekler; seni çok seviyorum, hala... hele sana hala aşığım...
tanrı geldi aklıma, neden beni bu kadar çok sevdiğini hiç anlayamadım ama birazdan kulağıma fısıldayacak biliyorum...
neredeyim?
bir minibüs gibi birşey olsa gerek ya da hareketli bir depo, eşyalar var ve şimdi yokuş yukarı çıkıyoruz. araçla benimle aynı şeyi yaşıyor, zorlanıyor nefes almak da, direniyor bu yolu gidebilmek için. hiçbir şey hatırlamıyorum, gerçekten, nasıl geldim, neden bu haldeyim...
ailem nerede acaba? onları özledim şimdiden ve biliyorum onlarda beni özlüyorlar şu an...
tekrar uzandığımda yerde elimi gördüm, sol avuç içimle bakışıyorduk. ve bir şarkı söylemeye başladım içten içte bağırarak... boğazım doldu ve soğuğu hissettim... aşağı doğru iniyordu ve ben o ana kadar farketmediğim en güzel şarkıyı söylüyordum, kimse beni duymuyordu...
20110717
a man. a city.
terle karışık sağanak alkolden yeni kaçmıştım. köhne şehrin karanlık dar sokaklarında kaybolmak üzereyken içine düştüm; çok güzeldi. önce nefesim kesildi sonra testesteron seviyem arttı; çok güzeldi.
kokusu vardı, çiçek gibi de değil gibi de... sevişmek gibiydi... hızlıca davul ritmlerini hızlandırdı, önce adımlarım sonra bakışlarım... hızlıydım artık çeyrek asırdır olmadığım kadar... bana koşuyordu
ikimizde biliyorduk ertesi gün olacakları
koşuyorduk yinede hızlıca
kaçıyorduk aslında arkamızda bizi kovalan hayatlarımızdan, karanlıkta denk gelmiştik sadece ve o anlık da olsa kokularımızın karışmasını istedik, uçmak gibiydi, ruhun ritmi iyiden hızlanmıştı...
metronom beden fırlayacak olduğunda ayrıldık, koşmaya gerek yoktu artık, hatta kafayı kaldırıp etrafa bile bakınmaya gerek kalmamıştı, o hayatlardı zaten bizi buluşturan; iliğimizi somuran...
ve bir başka gün;
terle karışık sağanak alkolden yeni kaçmıştım. köhne şehrin karanlık dar sokaklarında kaybolmak üzereyken bir başkasının içine düştüm; çok güzeldi. önce nefesim kesildi sonra testesteron seviyem arttı; çok güzeldi.
kokusu vardı, çiçek gibi de değil gibi de... sevişmek gibiydi... hızlıca davul ritmlerini hızlandırdı, önce adımlarım sonra bakışlarım... hızlıydım artık çeyrek asırdır olmadığım kadar... bana koşuyordu
ikimizde biliyorduk ertesi gün olacakları
koşuyorduk yinede hızlıca
kaçıyorduk aslında arkamızda bizi kovalan hayatlarımızdan, karanlıkta denk gelmiştik sadece ve o anlık da olsa kokularımızın karışmasını istedik, uçmak gibiydi, ruhun ritmi iyiden hızlanmıştı...
metronom beden fırlayacak olduğunda ayrıldık, koşmaya gerek yoktu artık, hatta kafayı kaldırıp etrafa bile bakınmaya gerek kalmamıştı, o hayatlardı zaten bizi buluşturan; iliğimizi somuran...
ve bir başka gün;
terle karışık sağanak alkolden yeni kaçmıştım. köhne şehrin karanlık dar sokaklarında kaybolmak üzereyken bir başkasının içine düştüm; çok güzeldi. önce nefesim kesildi sonra testesteron seviyem arttı; çok güzeldi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)