yine bir yalnızlık patlamasında parçalanmış yüreğimden dökülen çiğ taneleriyle ıslanmış yüzüm yaralı, o da parçalanmış, çirkinim...
uzun sürmüş genç bir yaşamın akşamında bırakılmışım, terkedilmiş, katledilmişim, küçücük ellerim varmış tutamamışım ne gidenleri ne hayatımı...
ben de terk etmişim umudu ve de mutluluğu, bir dost sesinde avutmuşum kendimi önce, tövbe etmişim belki de artık inanmadığım şeylere...
hiçbirşey bilmeyen ben hiç bir şey söyleyemeyen...
arkadan bakan...
nefesine sığamayan...
ve şimdi o uzak adasını terkeden ben...
...
bir gün gidersem dostlarım iyi hatırlayın beni, hatırlayın beni...
20100110
bunalmak işte...
uzun süren gaz sızıntısı sonrası en ufak kıvılcım da patlayıverecek şey işte... beynin kapasitenin üstünde boş düşünebilme hali düşünürken üzülebilme hali... aylar yıllar alabilecek bir yangın hali işte... insanı hayattan soğutan olay işte... bir ekim akşamını hatırlamak gibi işte, soğuk kayaların parmaklarını parçalaması gibi ama kanayan ellerle aşağıdaki ölüme kendini atıverme isteğine rağmen emniyeti bırakmamak gibi işte... bazen inadına uzanıvermek gibi bir sonraki oyuğa tırmanmak gibi işte... ciğerlerini hissedemeyecek kadar koşmak gibi işte...
götürseydin keşke beni gittiğin yere bir valiz olarak ya da öylesine birşey işte... dökülen ciğerlerine melhem olaydım, başkaldırında bir revolver...
götürseydin keşke beni gittiğin yere bir valiz olarak ya da öylesine birşey işte... dökülen ciğerlerine melhem olaydım, başkaldırında bir revolver...
boş bir yazı, öğütülmemiş duygular var var parmaklarımın ucunda...
arpa tanesine, çavdar tanesine, buğday tanesine,
bin kere baktm, bin buğday tanesi geçti önümden
odun topladım, tezek topladım tarlalardan,
bir muhtar cakmağına bin kere baktım
bin ışık sepeti doğdu önümde
bin çağla topladım bahçelerden
bin kere sevildim bin kere ağladım,
üzüldüm
ama bir kere aşık oldum
anama...
aşk bir kere mi? aşk daima mı? yoksa;
pencereden kar geliyor, aman annem
gurbet bana zor geliyor, aman annem
gurbet bana zor geliyor, ben öleyim
sevdiğimi eller almış, aman annem
o da bana ar geliyor, aman annem
o da bana ar geliyor, ben öleyim
kekliğimi doyurdular, aman annem
kanadını ayırdılar, aman annem
kanadını ayırdılar, ben öleyim
bu nasıl zalim yaraymış, aman annem
beni senden ayırdılar, aman annem
beni senden ayırdılar, ben öleyim...
türkülerde şiirlerde kaybedebilir insan kendini ve bir o kadarda insan kendini bulabilir türkülerde, şiirlerde....
ankara'da yedim taze meyvayı
boşa çiğnemişim yalan dünyayı
keskin'den de sildirmeyin künyayı
söyleyin anama anam ağlasın
anamdan başkası yalan ağlasın.
ankara'yla şu keskin'in arası
arasına kara duman durası
çok dokturlar gezdim, yokmuş çaresi
söyleyin anneme annem ağlasın
babamın oğlu var beni neylesin?
trene bindim de tren sallandı
zalim doktor da ciğerimi elledi
iy -olursun dedi, geri yolladı
söyleyin anama anma ağlasın
anamdan gayrısı yalan ağlasın.
mezarım başında kuşlar ötüşür
benzim içtim, ciğerlerim tutuşur
ağlama hatice, sefer yetişir
söyleyin anneme çalsın nennimi
kim alırsa alsın nazlı gelini.
binmiş taksiye de sefer geliyor
annesinin de ciğerini deliyor
gelin haticeni de eller alıyor
söyleyin anneme annem ağlasın
gelin hatice'yi de kimler eğlesin?
mezarımı derin eşin dar olsun
etrafı lale, sümbül, bağ olsun
ben ölüyom ahbablarım sağ olsun,
söylen kardeşime çalsın sazımı
kadir mevlam böyle yazmış yazımı...
bin kere baktm, bin buğday tanesi geçti önümden
odun topladım, tezek topladım tarlalardan,
bir muhtar cakmağına bin kere baktım
bin ışık sepeti doğdu önümde
bin çağla topladım bahçelerden
bin kere sevildim bin kere ağladım,
üzüldüm
ama bir kere aşık oldum
anama...
aşk bir kere mi? aşk daima mı? yoksa;
pencereden kar geliyor, aman annem
gurbet bana zor geliyor, aman annem
gurbet bana zor geliyor, ben öleyim
sevdiğimi eller almış, aman annem
o da bana ar geliyor, aman annem
o da bana ar geliyor, ben öleyim
kekliğimi doyurdular, aman annem
kanadını ayırdılar, aman annem
kanadını ayırdılar, ben öleyim
bu nasıl zalim yaraymış, aman annem
beni senden ayırdılar, aman annem
beni senden ayırdılar, ben öleyim...
türkülerde şiirlerde kaybedebilir insan kendini ve bir o kadarda insan kendini bulabilir türkülerde, şiirlerde....
ankara'da yedim taze meyvayı
boşa çiğnemişim yalan dünyayı
keskin'den de sildirmeyin künyayı
söyleyin anama anam ağlasın
anamdan başkası yalan ağlasın.
ankara'yla şu keskin'in arası
arasına kara duman durası
çok dokturlar gezdim, yokmuş çaresi
söyleyin anneme annem ağlasın
babamın oğlu var beni neylesin?
trene bindim de tren sallandı
zalim doktor da ciğerimi elledi
iy -olursun dedi, geri yolladı
söyleyin anama anma ağlasın
anamdan gayrısı yalan ağlasın.
mezarım başında kuşlar ötüşür
benzim içtim, ciğerlerim tutuşur
ağlama hatice, sefer yetişir
söyleyin anneme çalsın nennimi
kim alırsa alsın nazlı gelini.
binmiş taksiye de sefer geliyor
annesinin de ciğerini deliyor
gelin haticeni de eller alıyor
söyleyin anneme annem ağlasın
gelin hatice'yi de kimler eğlesin?
mezarımı derin eşin dar olsun
etrafı lale, sümbül, bağ olsun
ben ölüyom ahbablarım sağ olsun,
söylen kardeşime çalsın sazımı
kadir mevlam böyle yazmış yazımı...
özlem tutku...
hafif bir bahar yağmuru yağsın ıslanalım
sonrasında göz kırpan bir güneş çıksın dağların ardından
sonra bir fotoğraf çıksın cebinden içinde gülen biz olsun, güzel bir gün çekilmiş, güzel şeyler yaşanmı bir fotoğraf, siyah beyaz yahut renkli farketmez, gözlerimize baksın yeter... sonrasında hatırlayalım o günü konuşalım, yosun tutmuş sevgimizi hatırlayalım sonra dostça sarıl bana ben uzaklarda kaybolayım, sen o hayal ettiğin yere git, özgürlük aksın damarlarında bir an için...
.....
tazyikli bir su aksın yüreğimize panzerlerden
havada öldüren biber gazı kokusu, alev alev yanmakta
sonrasında bir güneş binaların üstünden göz kırpmakta
barikatın en önünde çarpışan, elleri taşlı sopalı... molotof saçan halkımızın kanını emen itlerin üstüne üstüne... biz ise küçücük yüreklerine hem aşkı hem özgürlüğü sığdırabilmiş evlatlar... sen olmayacaksın belki o barikatın herhangi bir yerinde ama ben seni limon suyu gibi isteyeceğim, devrim gibi özleyeceğim... o an sen de benimle çarpışacaksın, bilmiyorsun daha önce oldu yine olacak... yüreğimden gökyüzüne salacağım güler yüzlü çocukları sana sevgimi getirecekler ben o kurşunu yediğimde, yüreğimi yollayacağım sana dilin de bir sen bir de devrim...
...
bir pazar sabahında acı bir kahveyle güne başlamak seninle
hayat kapının önünde sadece sen ve ben
ve pencereden içimizi ısıtan yeni gün sızmakta...
sonrasında göz kırpan bir güneş çıksın dağların ardından
sonra bir fotoğraf çıksın cebinden içinde gülen biz olsun, güzel bir gün çekilmiş, güzel şeyler yaşanmı bir fotoğraf, siyah beyaz yahut renkli farketmez, gözlerimize baksın yeter... sonrasında hatırlayalım o günü konuşalım, yosun tutmuş sevgimizi hatırlayalım sonra dostça sarıl bana ben uzaklarda kaybolayım, sen o hayal ettiğin yere git, özgürlük aksın damarlarında bir an için...
.....
tazyikli bir su aksın yüreğimize panzerlerden
havada öldüren biber gazı kokusu, alev alev yanmakta
sonrasında bir güneş binaların üstünden göz kırpmakta
barikatın en önünde çarpışan, elleri taşlı sopalı... molotof saçan halkımızın kanını emen itlerin üstüne üstüne... biz ise küçücük yüreklerine hem aşkı hem özgürlüğü sığdırabilmiş evlatlar... sen olmayacaksın belki o barikatın herhangi bir yerinde ama ben seni limon suyu gibi isteyeceğim, devrim gibi özleyeceğim... o an sen de benimle çarpışacaksın, bilmiyorsun daha önce oldu yine olacak... yüreğimden gökyüzüne salacağım güler yüzlü çocukları sana sevgimi getirecekler ben o kurşunu yediğimde, yüreğimi yollayacağım sana dilin de bir sen bir de devrim...
...
bir pazar sabahında acı bir kahveyle güne başlamak seninle
hayat kapının önünde sadece sen ve ben
ve pencereden içimizi ısıtan yeni gün sızmakta...
20100108
sarhoş evsiz bir çingene...
bir çingene olmak istiyorum tanrının unuttuğu bir şehirde, sehirde yaşayanların siktirettiği bir çingene olmak istiyorum...
alkolde arıyorum mutluluğu.... kadın sıcaklığı... kadın sıcaklığı derken anlayışları işte...
evet ya bir aktivist olarak ben söylüyorum bunu, mutluluğu alkolde arıyorum, insanlara yabancılaşmışım ki yalnızım aralarında... mutluluğu alkolde arıyorum çünkü ben bir insanım...
kalkıp bana sakın alkol hiç bir sorunu çözmez deme, çözüm için değil rahatlamak için içiyorum... sabahtan başlamak istiyorum... rakı şişesinde balık olsam bir musiki yeter işte gerisi gözlerime kalmış... boğulsun ciğerlerim gözyaşlarımda...
elveda dökülsün dudaklarımdan sessizce, ince bir tebessümle alay edeyim yaşamımla...
alkolde arıyorum mutluluğu.... kadın sıcaklığı... kadın sıcaklığı derken anlayışları işte...
evet ya bir aktivist olarak ben söylüyorum bunu, mutluluğu alkolde arıyorum, insanlara yabancılaşmışım ki yalnızım aralarında... mutluluğu alkolde arıyorum çünkü ben bir insanım...
kalkıp bana sakın alkol hiç bir sorunu çözmez deme, çözüm için değil rahatlamak için içiyorum... sabahtan başlamak istiyorum... rakı şişesinde balık olsam bir musiki yeter işte gerisi gözlerime kalmış... boğulsun ciğerlerim gözyaşlarımda...
elveda dökülsün dudaklarımdan sessizce, ince bir tebessümle alay edeyim yaşamımla...
20100104
yakan sigara
dudaklarıma yapışmış son sigaram çiseleyen yağmurla beraber yere düşmekte, ayaklarımın altı birden alev almakta, tutuşmaktayım... o an işte...
şimdi yıldırımlar düşmekte beynime, ruhuma...
hayallerim buz tutmuş...
dudağımda bir türkü dostlara intihar mektubu kıvamında...
şimdi yıldırımlar düşmekte beynime, ruhuma...
hayallerim buz tutmuş...
dudağımda bir türkü dostlara intihar mektubu kıvamında...
20100101
yalan söyle bana
bana yalanlar söyle
içinde kaybolalım
bana yalanlar söyle
yaşamak güzel de...
bana yalanlar söyle
süslü hikaye olsunlar
unuttursunlar gerçeği
son kez de olsa söyle...
bana yalanlar söyle
buradan gideceğimizi örneğin
ya da başka bir hayatta
başka diyarları söyle...
benimle sevişeceğini söyle
yalnız olmadığımı
bedenlerimizin yanacağını
haberimin bile olmayacağını söyle...
öleceğimi fısılda bana...
içinde kaybolalım
bana yalanlar söyle
yaşamak güzel de...
bana yalanlar söyle
süslü hikaye olsunlar
unuttursunlar gerçeği
son kez de olsa söyle...
bana yalanlar söyle
buradan gideceğimizi örneğin
ya da başka bir hayatta
başka diyarları söyle...
benimle sevişeceğini söyle
yalnız olmadığımı
bedenlerimizin yanacağını
haberimin bile olmayacağını söyle...
öleceğimi fısılda bana...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)