20101127

en güzel şeyler hiç olmaz buralarda...

konuşmakta pek başarılı biri değilim; yani yazarken daha iyi oluyor bu anlatma işi, benim için en azından; burada bir edebiyatçı ve ya bir yazar olduğum iddiası çıkmamalı. sadece dudaklarımdan dökülenler klavyeye dokunuşlarımdan ya da bir kaleminden kağıda akan mürekkep yanında saçma sesler olarak kalıyor. bir kere heyecanlanırım konuşurken, saçmalarım, alkollüyken bile bu beni hep utandırmıştır...

bunun yüzündende çok şey kaybettim hayatımda, hani şu kısacık olan varya, onda işte. ya anlatamadım hiç kendimi ya da yazmaya fırsatım olmadı insanlara... bazende sadece üşendim...

şimdi şimdi bir hayalpereste bu dünyada pek yer olmadığı düşünüp kendimi hapsetmişken bu küçücük odama, yavaştan birşeyler kıpırdamaya başlıyor içimde; evet artık daha fazla kaybedecek birşeyim olmadığını düşünüyorum. bu bir hareketin başlangıcı olacak elbet, sonra gelcek güzel günler falan sonra yine kötü zamanlar... bu böyle sürüp gidecek bir hikaye, hep böyleydi ve böyle olacak...

ama şu insan evladının hissiyatı ne kadar lanet birşey, hiçbir yazı hiçbir şarkı onu tam olarak ifade edemiyor sadece çok yaklaştığı anlar oluyor....

tatlı hayaller kuramasamda geçmişte pek çok şey yaptığımı biliyorum, hep onlardan güç almışımdır, yani kısa bir süre öncesine kadar alıyordum şimdi buna ihtiyacım yok artık çünkü sınırlarımı bilmiyorum şu an, küçülmüşte olabilir genişlemişte... ama afetlerin çok büyüklerini atlatamamış hayatımdan geriye kalanları toplamam gerek artık yoksa yaşamanın bir anlamı kalmayacak ve yeterince şey kaybettim, onları bulup yerli yerlerine koymalıyım... tam olarak olmazsa da...

ben bir kahraman olamadım belki ama bayağıda değilim, bunu gerçekten biliyorum, bu bir üstünlük taslamak değil...

o kadar çok şeyi özlüyorum ki... giden insanların boşluklarında yaşıyorum... bunun acısını da seviyorum ama bunu yaşamanın başka yolları da var biliyorum. burada umut dolu bir yazı da yazmaya çalışmıyorum sadece bedenime biraz hareket gerek, ve bunu yapacağımı söylüyorum. tütün sarmak, bir şişe köpek öldürende kendimi bulmak gibi basit zevklerim varken mutsuzluk hayatım olabilir mi? evet, galiba bu bir terci, öyle olmasını istediğim bir şey ama buengel olmamalı yaşnacaklara... insanlar beni olduğum gibi kabul etmeli, benim onları kabul ettiğim gibi. saygı duyduğun kadar saygı görmüyorsun bu hayatta belki ama bu sana insanları elemek için bir şans tanıyor ve ben bunu hep kullanmışımdır...

ne diyebilirim ki, sigara sarıyorum ve sakalımdan çıkan kızıl saçın anılarıyla sarhoş oluyorum...

Hiç yorum yok: