20101111

denemeler

şarkı sözü

Yaralarımızdan sızan aşkımızdı…
Bir durakta dikilirken aklıma geldi sonra telefonuma baktım belki anımsarım diye neyi hatırladığımı, çıkaramadım sonra otobüs geldi ve gittim…

Eskiden cep telefonu yoktu. Ya da biz düzenli yaşar ona ihtiyaç duymazdık. Şimdi hayatın merkezine girmiş, kişisel ve toplumsal odaklarımızdan biri olmuş, iletişim kaynağımız…
Aşklarımıza kadar girmiş. Eskiden mektuplar yazar utangaç utangaç verirdik birbirimize… bu bir güven göstergesiydi hatta. Kısa mesajlardan çok önceydi tabi bunlar. Şimdi 160 karakterlik textlere sığdırabiliyoruz tüm bunları, sesli harf kullanmadan üstelik…

Yıllar evvel bir hikaye duymuştum, şöyle anlatmıştı adam;
bir rüyayla hayatım alt üst oldu sanki, ben birine aşık olmuştum, çok seviyordum ama gece gündüz mesajlaşırdık hatta… sürekli onu düşünüyordum, artık birbirimizi de çok fazla tanır olmuştuk mesaj karakterlerinden ruh hallerimizi anlıyorduk hatta… sözcükler yazıldıklarından fazla anlam taşıyordu bizim için, o ufacık ekrana sığdırabiliyorduk aşkımızı. Sonra zaman aktı geçti, nasıl güzel bir şarabın dibini iki kadehte görürsün öyle işte… ve ayrılık zamanı geldi bizim için ama bir bağımlılık olmuştu o benim için. Hala onu düşünüyor ve istiyordum. Hayatımda değişikler yapmam gerektiğini düşündüm ve önce aramaya kayıtlarımı sildim, bu günlerimi aldım çünkü birden silersem ölebileceğimi hissediyordum. Onları sildikten sonra bir rahatlama hissettim. Cesaret edip fotoğrafları yaktım üstelik üstlerine rakı döküp yaptım bunları… Sıra mesajlara gelmişti, onları da teker teker sildim, yollardan akan çizgiler gibi hatta yıllar gibi geçip silindi onlarda zaman içinde ve son mesajı sildiğimde o mesajları göndereni hatırlamıyordum. Bir boşluktu hayat benim için karanlıktı biraz da, korktum birden bire neden böyle olmuştum neden böyle hissediyordum yatağımdan tavanıma uzanan bir çizgi vardı, gözlerimin çizdiği karakalem hayaller işte… parkta yatakta sinemada ama sadece ben, bi garip anı silsilesi… sonra bir parmak şıklar ve psikoloğu karşısında uyanır adam, gözleri hala boş bakar durur, aradığı bir şey yoktur, özlediği bir şeyin olmaması gibi… ve bu o adam kendini 12. Kattan atmadan önceki son anısı olur…

ve düşerken hatırladım; ''Yaralarımızdan sızan aşkımızdı…''
yere yaklaştıkça hatırlamanın verdiği huzuru, mutsuzluğu gözlerime dolan rüzgar kadar kesin bir şekilde hissediyordum, unuttuğumda kendi kara çizgilerimi de silmiştim ve hatırlarken gerçekten yok oluyordum; siliniyordum bu dünyadan sert bir silgiyle...

01 10 2010

Hiç yorum yok: