20100517

dinlence...

bir değil binlerce uçurum kıyısında yaşıyorum şimdi, eğer yaşamak denirse... ellerimden kopup giden o küçük kızın anısıyla bakıyorum karanlıklara, ağlamaklı ruhum ve sahte gülüşlü yüzümle... hep sil baştan kurulmuş yaşamların, hep uçurum kenarına inşa edilmiş ve yıkılmaya mecbur evlerimle arıyorum kaybolanı.
evet güzel birşeyler geliyor aklıma ''
Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,
İkincisinde, daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,
Çok az şeyi
Ciddiyetle yapardım.''(J. L. Borges)

eğer sen olaydın yine ellerim ucunda, hani çocukken daha, o uçuruma asla götürmez, seni kaybetmezdim, belkide düşeceğini bildiğim bir yer olduğunda ben atlardım önünden orada bile sana dokunabilmek için, ölürken son nefesini hisstedebilmek için, gözyaşlarının tuzuyla çocukluğumu kutsayabilmek için... ey sen güzel yıldız, yukarlardan göremesende beni, varlığımı göremesende, nerede olursan ol, bedenimden kopmuş geliyorum sana, geceyi güne koşmak için değil en güneşli günleri karartmak için... açım sana aç, ekmek ekmek emek emek yemeye geliyorum seni... susamışım sarhoşluğuna, kadeh kadeh değil şişe şişe içeceğim bir gün seni... yolumu kaybetmişim sende, bulmak için değil, daha kaybolmaya geliyorum sana...

11.05.10

Hiç yorum yok: