bilemezdim...
hayatım böyle olacağını...
bu kadar güçlü yaratıldığımı...
ve bu kadar aciz...
bilemezdim arkadaş değil değil kardeşim olacağını...
bilemezdim onca insan arasında bu kadar yalnız kalacağımı....
bilemezdim
bilemezdim
tek sahip olduğum şeyin sevilmek olduğunu ve sonraları tek ihtiyacımın o kalacağını benim hisseme...
bilemezdim
yaşamam gerekti ve öğrendim....
yaşayarak, o en sıcak sobaya elimi basarak öğrendim yanmayı...
bilmezdim yanmanın ne olduğunu...
kendim öğrendim tek başıma yapayalnız...
şiiirlerim vardı benim hayallerim vardı...
bilemezdim bir gün onlara hasret kalacağımı...
bilemezdim bir uzun havanın bu kadar can yakacağını...
duyduğum bir dost sesinin bei bu kadar uzaklara götüreceğini...
bilemezdim...
gözyaşlarımda boğulacağımı...
kimsenin elini uzatmayacağını...
hayallerim vardı benim güzel...
umutlarım vardı... artık kendimi tanımıyorum bile....
tanımadığım bir bedende yaşıyorum...
bilmiyorum ama neyi...
sadece yaşıyorum...
bilemezdim...
bir tene ihtiyaç duyacağımı...
bir mavzer kurşununa bile kafa tutabilen benin bana karşı koyamayacağını...
yetmiyor işte dünya bana...
fazlası lazım bana...
yetemiyorum insanlara...
istemiyorumda artık...
boşluğumla başbaşa bırakın beni....
yalnız bırakın artık...
huzur istiyorum kendime...
lütfen.. hepinizden...
gömünce beni dua falan da istemiyorum;
kardeşimden tek istediğim bir şişe şarap getirsin döksün üzerime; yeter de artar bana ... ben cehennemi yaşıyorum zaten burda, diyarbakırda, gazzede, bağdatta, çinde, vietnamda, latin amerikada, yada ankaranın bir ara sokağında elimde şarap şişesiyle kaldırım taşlarının üstünde...
bilemezdim işte...
cehennemin hayatın kendisi olduğunu...
bilemezdim anne beni sev diye kucağına oturmak isteyeceğimi... deli gibi... ağlayarak...
beni sev anne, öp beni kimsenin öpemeyeceği gibi, belki bir gün bir çatışmadan sonra sana getirirler ölü bedenimi ama o zaman ağlama anne ağlama... benim için şimdi ağla...
bilemezdim bunları söyleyeceğimi...
ağlarsa anam ağlar zaten... gerisinin amına koyayım..
bilemezdim ki nereden bileyim bir uzun havanın bu kadar koyacağını...
işte bende burda böyle bir ayyaş, bazen bir kapkaçcı, bazen bir dilenci, bazen bir kürt çocuğu, bazense savaşın ortasında mermileri dinleyen yüzü çamur bir arap çocuğu, bazense bir köşede unutulmuş mektup, türkülere kardeş bir çocuk umutlu, bir kölenin zenci çocuğu, bazen tezgahta bir çinli çocuk işçi... hep çocuğum ben, ben ezilenim hep.. isyanım ben önce kendime sonra düzene ara da bir varsa tanrıya...
bilemezdim bir gün böyle bir adam olacağımı... bilemezdim... yüreğimi alın doktor, artık onu istemiyorum... hayallerimi de al, yani geriye kalanı... artık umuda da ihtiyacım yok... lütfen bir de masa da akalmak istiyorum mümkünüdür biliyorum parasını ben veriyorum... lütfen...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder