uyandığımda yerde yatarken elimi gördüm, sol avuç içimle bakışıyordum. birşeyler söylemeye çalıştım, sesim çıkmadı, sesim... yoktu. sıcaklığı hissettim boğazımda ve göğsümde, aşağı doğru inen bir sıcaklık...
sırtüstü dönmeye çalıştım, boğazım doldu, nefes alamadım, kanı gördüm; o kanların içindeydim... yıllarca benimle yaşamış, kimi zaman beni terketmiş ama hep içimde gezinen litrelerce kanı.
aklımdan önce kadınlar geçti, sayıları korkutmadı beni . neden bilmem, sevdiklerim, çok sevdiklerim hem de; aklımdaydılar şimdi, benimle son kez yatıyorlar... evet hiç bilemediler ve artık bilemeyecekler; seni çok seviyorum, hala... hele sana hala aşığım...
tanrı geldi aklıma, neden beni bu kadar çok sevdiğini hiç anlayamadım ama birazdan kulağıma fısıldayacak biliyorum...
neredeyim?
bir minibüs gibi birşey olsa gerek ya da hareketli bir depo, eşyalar var ve şimdi yokuş yukarı çıkıyoruz. araçla benimle aynı şeyi yaşıyor, zorlanıyor nefes almak da, direniyor bu yolu gidebilmek için. hiçbir şey hatırlamıyorum, gerçekten, nasıl geldim, neden bu haldeyim...
ailem nerede acaba? onları özledim şimdiden ve biliyorum onlarda beni özlüyorlar şu an...
tekrar uzandığımda yerde elimi gördüm, sol avuç içimle bakışıyorduk. ve bir şarkı söylemeye başladım içten içte bağırarak... boğazım doldu ve soğuğu hissettim... aşağı doğru iniyordu ve ben o ana kadar farketmediğim en güzel şarkıyı söylüyordum, kimse beni duymuyordu...
20110802
20110717
a man. a city.
terle karışık sağanak alkolden yeni kaçmıştım. köhne şehrin karanlık dar sokaklarında kaybolmak üzereyken içine düştüm; çok güzeldi. önce nefesim kesildi sonra testesteron seviyem arttı; çok güzeldi.
kokusu vardı, çiçek gibi de değil gibi de... sevişmek gibiydi... hızlıca davul ritmlerini hızlandırdı, önce adımlarım sonra bakışlarım... hızlıydım artık çeyrek asırdır olmadığım kadar... bana koşuyordu
ikimizde biliyorduk ertesi gün olacakları
koşuyorduk yinede hızlıca
kaçıyorduk aslında arkamızda bizi kovalan hayatlarımızdan, karanlıkta denk gelmiştik sadece ve o anlık da olsa kokularımızın karışmasını istedik, uçmak gibiydi, ruhun ritmi iyiden hızlanmıştı...
metronom beden fırlayacak olduğunda ayrıldık, koşmaya gerek yoktu artık, hatta kafayı kaldırıp etrafa bile bakınmaya gerek kalmamıştı, o hayatlardı zaten bizi buluşturan; iliğimizi somuran...
ve bir başka gün;
terle karışık sağanak alkolden yeni kaçmıştım. köhne şehrin karanlık dar sokaklarında kaybolmak üzereyken bir başkasının içine düştüm; çok güzeldi. önce nefesim kesildi sonra testesteron seviyem arttı; çok güzeldi.
kokusu vardı, çiçek gibi de değil gibi de... sevişmek gibiydi... hızlıca davul ritmlerini hızlandırdı, önce adımlarım sonra bakışlarım... hızlıydım artık çeyrek asırdır olmadığım kadar... bana koşuyordu
ikimizde biliyorduk ertesi gün olacakları
koşuyorduk yinede hızlıca
kaçıyorduk aslında arkamızda bizi kovalan hayatlarımızdan, karanlıkta denk gelmiştik sadece ve o anlık da olsa kokularımızın karışmasını istedik, uçmak gibiydi, ruhun ritmi iyiden hızlanmıştı...
metronom beden fırlayacak olduğunda ayrıldık, koşmaya gerek yoktu artık, hatta kafayı kaldırıp etrafa bile bakınmaya gerek kalmamıştı, o hayatlardı zaten bizi buluşturan; iliğimizi somuran...
ve bir başka gün;
terle karışık sağanak alkolden yeni kaçmıştım. köhne şehrin karanlık dar sokaklarında kaybolmak üzereyken bir başkasının içine düştüm; çok güzeldi. önce nefesim kesildi sonra testesteron seviyem arttı; çok güzeldi.
20110615
üç nokta yan yana ve bir de kaçak ünlem
içimde bir nefretin yeşermesine izin veremiyorum, ya kızgınlığım ya da kişi/olay silinip gidiyor...
özlemlerimle, hayallerim ve olmayacak dileklerimle yaşıyorum işte...
yaşıyorum, ama yaşıyorum gerçekten, damarlarımda kan akıyor yer yer kaçmak istese de, nefes alıyorum falan işte...
bu haftasonu güzel olacak umarım... herşey olmasa da ben güzel olacağım...
özlemlerimle, hayallerim ve olmayacak dileklerimle yaşıyorum işte...
yaşıyorum, ama yaşıyorum gerçekten, damarlarımda kan akıyor yer yer kaçmak istese de, nefes alıyorum falan işte...
bu haftasonu güzel olacak umarım... herşey olmasa da ben güzel olacağım...
20110613
şarap mı?
'cezerye ye iyi gelir' diyordu teyze; güldüm, 'cezerye alacak para yok, son parayı şaraba verdik' deyip güldüm, ama o kadar içtendi ki o kadar komik geldi, uzun zamandır böyle gülmemiştim; hatta kahkaha attım, ruhumun skuneti bozuldu...
bir sabah... bir sabah...
kıştan kalma bir yaz günü, yapılacak işleri planlarken içinde buruk bir sevinçle doldurduğun kahve bitmekte...
hikayeler dinlerdik küçükken, büyük savaşçıların hikayelerini, büyüdük anlatmaya başladık onları. sonra yaşamak vardı, çaresiz... yaşıyoruz işte öyle ya da böyle, bir savaşta yüce bir amaç için ya da halkımız için ölmedik, savaşmadık bile.
yıllar önce yaşanmış güzel bir günün kokusu var havada, barut gibi; nefret kokuyor artık... diğerlerinin yanına eklenen bir acı daha diye düşünürken bir fotoğraf takılıyor gözüme, varlığını bile unutmuştum... düşmüşüz bir kış günü, kar altında... gözyaşlarıyla iyileştirmeye çalışırken yaraları, ölmüşüz farkına varmadan, bireyselliğimizde katletmişiz yüreğimizi... kalan tek bir söz 'hoşçakal'! sonra bir şarkı sözü girmiş araya, bir söz, asla tutulması için şans verilmeyecek bir söz... ölmüşüm, savaşmadan, sevişerek hayallerimle...
sonra miting alanlarında suçsuz ölenler geliyor aklıma, üzülmüyorum hayır; aksine hepsi tanımadığım, bilmediğim onca insanı yaşatıyorum bu bendende... hala onların marşları dilimde...
ve ben bir şarkı sözü oluveriyorum, bir balık gibi okyanuslar geziniyorum, bozkırlardan dağlara uçuyorum göçmen bir kuş gibi... yaralarım artık umrumda değil zira hiçbirini hissedecek gücüm yok; hayallerim bile donuk... nasıl olsa bir kadında ya da bir adamda yaşayacak bu biliyorum...
kıştan kalma bir yaz günü, yapılacak işleri planlarken içinde buruk bir sevinçle doldurduğun kahve bitmekte... hiç bukadar tatlı olmamıştı sanki, sigara hiç bu kadar zehirlememişti... yağmur çok da uzak olmayan bir yerlerden bi koku getiriyor, eskilerden, çok eskilerden; kadim dünyamdan... özlemiyorum, acıtmıyor da artık... hayallerim donuk, kirli... yaşamak anlamsızlığında bir ışık doğdu dün; artık başka anlamlar var hayatta, daha sert, daha vahşi... savaş boyalarımız hazır ötecek boruları bekliyoruz sanki...
yaşasın! yaşayacak düşenler daha fazla bizimle! bundan böyle...
hikayeler dinlerdik küçükken, büyük savaşçıların hikayelerini, büyüdük anlatmaya başladık onları. sonra yaşamak vardı, çaresiz... yaşıyoruz işte öyle ya da böyle, bir savaşta yüce bir amaç için ya da halkımız için ölmedik, savaşmadık bile.
yıllar önce yaşanmış güzel bir günün kokusu var havada, barut gibi; nefret kokuyor artık... diğerlerinin yanına eklenen bir acı daha diye düşünürken bir fotoğraf takılıyor gözüme, varlığını bile unutmuştum... düşmüşüz bir kış günü, kar altında... gözyaşlarıyla iyileştirmeye çalışırken yaraları, ölmüşüz farkına varmadan, bireyselliğimizde katletmişiz yüreğimizi... kalan tek bir söz 'hoşçakal'! sonra bir şarkı sözü girmiş araya, bir söz, asla tutulması için şans verilmeyecek bir söz... ölmüşüm, savaşmadan, sevişerek hayallerimle...
sonra miting alanlarında suçsuz ölenler geliyor aklıma, üzülmüyorum hayır; aksine hepsi tanımadığım, bilmediğim onca insanı yaşatıyorum bu bendende... hala onların marşları dilimde...
ve ben bir şarkı sözü oluveriyorum, bir balık gibi okyanuslar geziniyorum, bozkırlardan dağlara uçuyorum göçmen bir kuş gibi... yaralarım artık umrumda değil zira hiçbirini hissedecek gücüm yok; hayallerim bile donuk... nasıl olsa bir kadında ya da bir adamda yaşayacak bu biliyorum...
kıştan kalma bir yaz günü, yapılacak işleri planlarken içinde buruk bir sevinçle doldurduğun kahve bitmekte... hiç bukadar tatlı olmamıştı sanki, sigara hiç bu kadar zehirlememişti... yağmur çok da uzak olmayan bir yerlerden bi koku getiriyor, eskilerden, çok eskilerden; kadim dünyamdan... özlemiyorum, acıtmıyor da artık... hayallerim donuk, kirli... yaşamak anlamsızlığında bir ışık doğdu dün; artık başka anlamlar var hayatta, daha sert, daha vahşi... savaş boyalarımız hazır ötecek boruları bekliyoruz sanki...
yaşasın! yaşayacak düşenler daha fazla bizimle! bundan böyle...
20110611
hayalleri akord etmek
yarıdan daha fazla bir hayalperest olarak yaşadım kendimi bildim bileli, hayatım buna göre şekillendi, ideolojim, zevklerim falan işte...
yine koştururken bir hayalin peşinden farkettim bu sefer, bu, hayal değil... şimdi akord ettiğim... yaşamımın geri kalanı... tamamı... tümü... gidenlerim, kalanlarım, ölenlerim, sağlarım... her perdede yüreğimden sızan kanlar çalıyor, bastıkça acıyor tenim, ciğerim... daha da yırtıyorum...
yıllara rağmen bitmeyenlere kanıyorum... gelecek o günleri çağırıyorum. yine o olmayacak belki ama... o na ... hala...
yıllar önce o soğuk günde beni öldürene, karlar altında...
yine koştururken bir hayalin peşinden farkettim bu sefer, bu, hayal değil... şimdi akord ettiğim... yaşamımın geri kalanı... tamamı... tümü... gidenlerim, kalanlarım, ölenlerim, sağlarım... her perdede yüreğimden sızan kanlar çalıyor, bastıkça acıyor tenim, ciğerim... daha da yırtıyorum...
yıllara rağmen bitmeyenlere kanıyorum... gelecek o günleri çağırıyorum. yine o olmayacak belki ama... o na ... hala...
yıllar önce o soğuk günde beni öldürene, karlar altında...
20110401
kadınım...
an gelir ve başlar gözyaşları akmaya, sırasıdır çünkü...
ya da her zaman olduğu gibi geç kalmıştır...
ağlar ki ağlar...
o adam ağlar...
göz yaşları yalarken zemini ve yanaklarını,
kadehten damlamaya başlamışsa tuzlu yağmurlar,
tamam dersin...
ve o adam olur daha çok ağlarsın...
bir haftadan fazla oldu sarhoşum... çalıyorum şaraplarımı o byük kapitalist şirketlerden her ne kadar köpek öldüren olsalarda...aşık olmaz zira zordur sayın okuyucu, sorumluluklarıyla hissettirdikleriyle hele ki ayrılıkları varsa... ağlamaklı bakarsın hayata yüreğinde neler neler... kan damlar hissetmezsin... özlersin deli gibi... için yanar acıtırsın... ve bir de incinirsin...
aşk şarkıları bu kadar acıtmaz adamı aslında... o yoktur aslında var olsa bile bir mum yakarsın, ancak ışığında yalnız şarap içersin...
kadınım... söyle sen mutlu oldun mu?
tek isteğim bu...
zira ben ben asla olamayacağım...
ya da her zaman olduğu gibi geç kalmıştır...
ağlar ki ağlar...
o adam ağlar...
göz yaşları yalarken zemini ve yanaklarını,
kadehten damlamaya başlamışsa tuzlu yağmurlar,
tamam dersin...
ve o adam olur daha çok ağlarsın...
bir haftadan fazla oldu sarhoşum... çalıyorum şaraplarımı o byük kapitalist şirketlerden her ne kadar köpek öldüren olsalarda...aşık olmaz zira zordur sayın okuyucu, sorumluluklarıyla hissettirdikleriyle hele ki ayrılıkları varsa... ağlamaklı bakarsın hayata yüreğinde neler neler... kan damlar hissetmezsin... özlersin deli gibi... için yanar acıtırsın... ve bir de incinirsin...
aşk şarkıları bu kadar acıtmaz adamı aslında... o yoktur aslında var olsa bile bir mum yakarsın, ancak ışığında yalnız şarap içersin...
kadınım... söyle sen mutlu oldun mu?
tek isteğim bu...
zira ben ben asla olamayacağım...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)