neyse
neyse demişken şimdiye kadar savuşturduğum düşündüğüm onca acının, hayalin patlamalarını yaşıyorum şu sıralar. ansızın, bazen bir iki biradan sonra bazen ''düm dük'' güpe gündüz insanların ortasında. ne kadar çok acı biriktirmişim meğer, kaygı bozukluğunun ötesine geçen rahatsızlıklarımı açıklamaya yetiyor ama çözmeye yetmiyor işte, kaçmak yok epeydir stratejilerim arasında bunu da ekleyim.
uzun uzun dalıp gittiğim hayallerden birinde; başarılı bir eğitimci oluyorum mesela, iyi bir baba oluyorum, sanki yaşlanmıyorum ölümsüzleşiyorum bu şekilde... en büyük korkumun üstesinden geliyorum. ''iş bitirici'' bir aile babasıyım mesela, iyiyim ben böyle derken gerçekler sızıyor birden hayallerime. bir zaman, çok zaman önce-yani bana göre- psikoloğum şunu demişti; ''hayallerine sınır koyma bırak imkansızlaşsınlar'' yoksa plan olurdu ona göre, o zaman bu zamandır ne zaman hayallerimi gerçeklerden arındırmaya çalıştıysam, gerçeklerden uzaklaştım, yani farkında olmadan baya bi öteye gitmişim, sonuç; plan yok, hayat yok, çaba yok, iş yok güç yok okul yok yok amk yok hiçbir şey yok yok... elde var sıfır yani. kronik rahatsızlığım; sevdiğim, değer verdiğim insanların sözlerini çok dinler içselleştiririm, ama hep kaybederim sonunda... kendi fikirlerim tecrübelerim hayallerim yoktur pek, arada söz söylerim unutulur gider yazı yazmam yani.uçar gider yani...
neyse
günlerden bugün yine şu ufacık beynimde sorularımla ve çözüm önerilerimle bi şarkı çıktı karşıma. kendi teşhisim olan 'konsantrasyon bozukluğu'mla mücadele bugünkü başlığım. çok yorgunum anlatamam... ama aklımca... bünyem o kadar aç ki her şeye, her şeyi her şeyi yaşamak istiyor, mesela insanlara hitap etmek istiyor böyle sıkmadan sıkılmadan uzun uzun fikirlerini paylaşmak konuşmak istiyor. başka başka kadınlarla erkeklerle paylaşmak istiyor hayallerini, ortak paydalarda buluşmak, çatışmalarında uzalaşabilmek istiyor. spor yapmak istiyor mesela. hani o şiirdeki gibi ''ciğeri patlayıncaya kadar'' koşmak istiyor... güzel görünmek istiyor artık, ya da sadece görünmek, sahte sahte değil de gerçekten görülmek istiyor, olduğu gibi kaygısız, kendi gibi...
neyse
çok çok uzun zaman öncelerde bir avuç kalan hayallerimle ben burada bir 'biz' kurabilmek için üstüme düşenleri yapmamaya ama bunun için ruhumu ve aklımı yormaya devam ediyorum.
yitirdiğim onca heyecanı tekrar istiyorum, tekrar yaşamak istiyorum. bazen alıp başımı gitmek, kaldığımda da yeri yerinden oynatmak istiyorum...
ben hep çocuktum aslında...
en sevdiğim çocuktum ben!
güzeldim...
paslı kirli küflü de olsa hayallerim ben hala çocuğum...
yani sonuç olarak;
ve hala ''hayallerim de mevzularım kadar derin'' ...
bu da günün reklamı olsun..