20100411

nokta...

hadi arkana bakmadan git, arkana bakarsan gidemezsin...

sardığım tütün genzimi yakıyordu, lümpen duygularım tavan yapmış, kendimi bende insanım gibi sözlerle eylemekteyim...

ağlıyorum, ardıma bakarsam eğer yanıyor ciğerim, nice yıllar... önümü göremiyorum... şimdi ağlıyorum... bir bağlama dağlıyor ciğerimi...

iki kadeh yetiyor artık canıma, sağda solda gezinen, üsütüne basılıp ölen bir böcek olmak istyorum...

söyleyin anama anam ağlasın, anamdan gayrısı yalan ağlasın...

20100408

bitii bir hikayem

sonunda bitti...
ama işte öyle değil kazın ağayı
nelerimi vermişken ben, hele ki ideolojimi
yıllarımı vermişken ben
siz
aldınız herşeyimi...

artık en güzel hikayem değil bu*
bunlar,
bitirdiniz,
bende artık sizin gibiyim,
artk biliyorum

ne yaparsam yapayım olmayacak
e öyleyse uğraşmanın ne anlamı var?
hep siz haklısınız nasıl olsa
ister yanlış yaparım ister doğru...

hayaller çok uzaklaşmış sanki bu hayalpereste
ama siz TERBİYESİZLER! işte böyle...
işte böyle...

yine kandırıldım
aldatıldım...

''bitti zor oldu ama bitti,
yapamadım benim
başka bir kalbi
bedenin zayıftı
kalbin güçlüydü belki...'*

ama kalbin bile güçlü değildi...
iyileşiyorum şu an itibariyle, ağlıyorum, bazen ne yaparsam yapayım işte olmuyor, teoman abimi bu kadar anmışken ekleyeyim; aşk... ahh aşk güzeldir... ama tektir neylersin, önce sever, inanır; en sonunda anlarsın; bunu bir hayvan olarak yazdım; bundan sonra öyleyim çünkü, ama kimse için üzülmüyorum... gücüm yok çünkü, eğer yüzü olmayanlar bu kadar güçlüyse, ahlaksızlar bu kadar çok konuşabiliyorsa, evet öyleyim, daha yaralanacak bi yerim kalmadı çünkü...

20100407

sen doldur yeter, ben içerim... bugün sadece içelim...

nedeni benlik boşver, ankara ayazında kaldım, merdivenden düştüm, tv boş bugün... sorma, içelim sadece. konuşma. konuşmak istemiyorum. yarına kalan işte yarım kalmış konuşmalar, yarına kalan yine eksilmiş bir ben. sorma anlatsamda anlamayacaksın... konuşma, birde seni dinlemeyim... susalım bugün, yüksek alkol dağılsın damarlarımızdan ruhumuza... akdenize aksın bu gece gözlerimiz, ben yüreğimi evde bıraktım bugün...

sadece yalnızlık, özgürlük, huzur istiyorum...
midem bulanıyor artık insanlardan...

20100403

acı özgürlük

kalbim şimdi fırlayacak göğüs kafesimden...
parmak uçlarıma kadar uyuştum...
nefret ediyorum... gerçekten...

bir çok şeyi haketmedim ve bu... bunu asla!

ağlamak istiyorum, bağırıp çağırmak, vurup kırmak istiyorum...

neden mahvettim hayatımı? neden? neden vazgeçtim onca şeyden? onca insandan...

işte yine yolun başındayım, hep yaptığım gibi...
yine inşa edilmek üzere bir hayat bekliyor beni....
hayatımda ilk kez pişmanım...

hepinizden özür dilerim, hepiniz değerlisiniz benim için, sizi özlüorum, hala hayatımda olsaydınız ve dinleseydiniz keşke... sondu bu, ve işte acı son...

20100312

dinlence...

koca oğlan yağlanmış saçları, üstünde şarap, kül ve toz gibi pek çok anıyla ve kirlenmiş hayatıyla kanepede oturmaktaydı, telefonu çalmadı, zili çalmadı, unutuldu... sessizliğin getirdiği boğucu ama asla durmayan bir yaşamın kıyısında kendini yalnızlığa kaptırmış akışını izliyordu... ruhunun...

küçük kızı hatırladı...
bir müzik sessizliği bozarak kulağına ilişti, eskilerden, öfkeli, eğlenceli, yerinden doğrulmak istedi temizlenmek istiyordu, duvarlara kafa göz saldırmak, insansızlık arasında kendne işkence etmek istiyordu...
yıkanmak istiyordu...
yaşamak istiyordu...
anlamak istiyordu...

soğuk bir bira içmek tutkusu içindeydi, sarhoş olmak değil ama... uçmak istiyordu bu akşamüstü ve gece, yıldızlarla sevşmek, şafağı tatmak istiyordu, artıkyarın olmasındı, yarınları alsın tanrı...

bugün bitsin istiyordu, patlayan yüreğinde ki bu sessizliği eskiden temiz olan ruhuna yakışacak şekilde bitirmek ve en gürültülü yıllarca duvarların ve dağların hatırlayacağı bir biçimde... insansız... kenine inancı olmayan bu pis adamartık çocuk olmadığının farkındaydı, kirliydi veözlüyordu eskiden onun olanları... özlüyordu... artık sahip olduğu tek şeyin anıları yani kaybettikleri olduğunun bilincindeydi artık...yıllar ve yaşamların ardından...

bir eklenti vardı şu an hayatnda, anlıyordu, istemese de... başkaldırıları düşündü... anlayamadıklarını düşündü... göremediklerini...

ve o küçük kızın sesi yankılandı yalnızlığında; bak!

görememişti hiç...
dinlenmek istiyordu şimdi, renkleri birbirine karışan odasında, batmakta olan güneşin yorgunluğna bıraktı kendini, uyumadı, artık uyumak onu dinlendirmiyor, sadece kedere boğuyor, kaçmaya çalıştığı çelişkilerin, düşüncelerin ve acıların tam orta yerine götürüyordu. kabusları artarak devam etmekte, acısını zihninde ve yüreğinde hissetmekteydi...

acıyordu, söyleyemiyordu...
zira söyleyecek kimse yoktu...
hayatında...

kimsecikler... yoklar... kendi ve kendi... narsizmin kıyısından ezikliğe... ruhunun dikenli fıçısı sessizliğine bıraktı yine kendini... kulaklarından ve burnundan gelen, özgürlük kırmızısı kanların içine daldı...

artık kanepe daha da kirliydi, kirlenmiş bir ruhun çöplük kanıyla daha da kirlenmişti...
tadından yenmeyen bir bunalım çöktü odaya.. kapılar sustu, pencereler ağladı, gök ağladı bir de masa kafası öne eğik, duvarlarsa omuz silkiyor bunalara zira alışkınlar yaşamların tükenmesine, acımasızca bakıyorlar...

20100310

bak...

bak dedi küçük kız yanındaki oğlana ve oğlan baktı; rengarenk, güzel, neşe dolu... ve oğlan büyüdü, yaşlanmaya başladı, gökkuşağı artık o kadar renkli değil;

bakıyorum sonsuzluğa
ayrı dünyalardan olan bizler aynı dünyada
bir sigara etrafında
renklerle siyah yapmayı bilen ben
ve sen
ne olduğunu bilemediğim kadın...

buradayım işte, ruhum çıplak, belki saf, belki yaşlı bu gencecik, körpecik bedende, sorumluluklar, özlem vs işte öyle...

not; alt grubundan alıntı sayılır