nasılsa taşra hep hazırdır aşka.
o zaman doldur bir kadeh içelim bu gece yarın yokmuş gibi, savaş yokmuş gibi içelim, sevişelim bir daha sevişmeyecekmişiz gibi. çığlıkların ve gülüşün kalsın bedenimde.
yavaştan yaşlanıyorum artık. zor geliyor bazı şeyler. pardon 'bağzı' şeyler. masabaşı direnişi bana göre değil. sevmeden yaşayamayız diye düşünüyorum ve bizim gibilerin yaşamak için bir şekilde savaşması gerektiğine.
o yüzden bir cin tonik hikayesi anlatmak istiyorum. çünkü en sevdiğim içkidir, çok güzeldir, kadın kokar ve bir kadın kadar serttir;
cin ve tonik; ayrı ayrı pek bi sikime benzemiyorlar ama birlikte bir kadehte, tam da içme zamanımda, bir şarkıya eşlik etmek için buluştuğumuzda eşsiz bir çift oluyorlar fakat aşık değiller, beni de hiç sevmezler.
neyse kurgu böyle aşk başlığını görünce yazmadan edemedim, sözlüğün hep sürprizleri vardır bana.
eskiden tonik gibiydim acı ama temiz, tertemiz. yani ben öyle düşünürdüm ama yaranamazdım kimseye. çünkü gidilecek yol yoktu, yol göstereni geçtim yani. bende mal gibi işte öylesine oksijen tüketiyordum.
bir gün aşık oldum, ne kadar tatlı, ne kadar güzel bir kadın demiştim. bu dünyada bu kadar temiz insanlar yaşamamalı ya da sadece onlar var olmalı bizim sonsuza dek yokluğa karışmamız lazım. zaten boşluktayım yıllarca hayvan gibi şi yaptığımız bir aşkı atlatamamışım. sonra o hatalar yapıyor ben aziz gibiyim affediyorum, destekliyorum, seviyorum en kötüsü mutlu ediyorum. yani işte işler gidiyor bir şekilde, sonra şehirler ayrılıyor ve ben temiz aşktaki kötü adam olmaya başlıyorum. ölcem amk kötü bişeyler yapmazsam o derece, içgüdüsel bir his. o kadar alışmışım ki hayatımda kötü adam olmaya. bir yandan da çalışıyorum, gencim, yakışıklıyım popülerite fena değil ortamlarda, adam rocker kim tutar(bi kolumdan çekip napıyon kardeş kendine gel diyen olmadı şu hayatta). tam o sıralarda bir gün yine aşık oldum ben ama nasıl pesimistim öyle böyle değil paçalarımdan akıyor, anestezi yemiş koala gibi gibi oturdum açtım bi ucuz şarap, açtım derken açık şarap; litresi 2 lira o zaman, doldurttum iki buçukluk kola şişesine (ben zaten kolayı o zamanlar sevdim) onu açtım içiyorum. bu yeni olacak hatun eyi, çok eyi çok da güzel hem de o kadar süper ki arkadaşımın aşkı o derece. bütün şarkılar arkadaşı bana düşman ediyordu, beni sarhoş. dedim bu böyle olmaz devlette üstüme üstüme geliyor o sıralar, soruşturmalar falan; dedim kogötünegitsin. öylece bir gün biz öpüşüverdik, hayatımda tanıdığım en kötü adam olmuştum sonunda, geçmişimin hesabını başka günahlarla kapatabilecektim çünkü ben yaptıklarımın bedelini öderim her zaman, yanıma kar kalan olmadı şimdiye kadar. bu en ağırıydı, gençliğimin çok verimli olabileceği yılları vücudumda faça olarak kaldı. neyse
sonraları cin gibi oldum bi süre tam işte o bi kaç yıl sürüp bitecek süper, özgür, vaoouv hayatıma başka bir aşk girdi. bok vardı çünkü. dibe vurmak yetmiyordu daha derini arıyordum sanki. şu sikik hayatta karşıma çıkabilecek en doğru kadın en yanlış zamanda girdi hayatıma. istemesem de sanki onu kaybetmek için daha kötü bir adam oldum, sınırı yoktu; sokakta ne kadar iyiysem evde daha da kötüydüm. tam o sıralar işte kadınlarım oldu bir sürü, hepsi otobüsteki, mekana ayakta gidenlerdi; mekan bendim. binmeyebilirlerdi ama şoför de bendim, üstelik çok güzel şarkılarım vardı. ve hepsi mekanın lavabosunda boşaldık bittiyle gittiler. acıydı ama çok güzel sarhoşluklardı.
baktım cinde bok tonik de bok ama seviyordum.
sonra buzla tanıştım. buz gibiydim artık hazır 2013 yazını da geride bırakmıştık. duyarsız, hissiz. bilgisayar başında oyunda ya da işte çalışkan adamdım. evde de fena değildim hani. içimdeki volkanları öylesine susturuyordum ki bazen çok içince korkuyordum. ya patladığımda kocaman kara bir delik olursam? ben hiç kara delik olmamıştım ki, anti madde nedir bilmem, bi kere topluma bu kadar kayıtsız kalmam bünyeme ters bunun bir sonucu olacak biliyordum. ama olmamalıydı çünkü ben yine başkaları mutlu olabilsin diye değişmiştim. buz gibiydim artık...
sonra bu senenin başında limonla tanıştım. bir dilimdi ve çok bilgeydi. bana tibette bir monk olmadığımı, cini, toniği, buzu aynı bedende içmem gerektiğini öğütledi. çünkü kadehtim. en küçükken bile tek ya da shot olmamıştım ben hep ayyaş usulü doldur saki tipi kadehtim. limon olmadım hayır, kendim olmayı öğreniyorum. o ilk aşkın hevesini, şehvetini, bencilliğini, karşılıksız vazgeçilebilen bir ömrü; 2 buz, duble cin, tek tonik ve bir dilim limonla harmanlamış enfes bir adamım artık. büyüyorum(ama yaş 18 ee 18 u! a! uuu). büyüdükçe daha çok aşık oluyorum; kadınlara, erkeklere ve 'bağzı' şeylere ama en çok aşka. zeki öldü şimdi ben; 'ben aşıkların aşkıyım, aşıkım'. yürümeye bile ilk adımla başlarız, isyana ufacık bir düşünceyle, aşka da sevişerek işte.
sevmeyi seven herkes, haydi cancana!
20150830
20150712
gidebilecek başka bir yer kalmamıştı zaten...
hep başka bir dünyanın mümkünlüğünü konuştuk, koşturduk. kendimi tilki gibi hissettiğimden değil de, ne bileyim işte bir zaman terk ettiğim topraklara dönmek farklı hissettiriyor. bıraktığım gibi değil hiç bir yer ve hiç kimse. zaten yoklar artık benim bildiklerim. yeni bir varoluş çabası sadece...
yıllarca ruhumda termit varmış meğer, kozamdan çıktıkça daha bir çürümüş ve eksik hissediyorum. normaldir çünkü yıllardır ben ben olmadım hiç. iyi oğul oldum, iyi sevgili oldum, iyi arkadaş oldum, iyi çalışan oldum ama bir ben olamadım, ne yapayım hayat böyleydi bende kıymıştım karanfil parasına!
20 li yaşlarım geri gelmeyecek ama daha onlardan daha güzel kazanımlarım olacak, daha çok seveceğim, daha çok içeceğim-üstelik ben olarak; saçmalama gereği duymayacağım mesela. eski şarkılara ağlamayacağım daha güzel yepisyeni şarkılar keşfedeceğim, dans bile edeceğim.
buraları güzel güzel hikayelerle dolduracağım, gerilimim yüksek, hiç satmayan ama bir kaç şarkıyla giden hikayelerden işte.
havalar çok sıcak burada, çok heyecanlıyım... hissediyor musun?
20150621
aşk bitti...
hani bir kaç gündür rüyama giriyorsun ya...
-farkında bile değilsin tabii, yaşadığımı bile bildiğini düşünmüyorum-
ama olsun
çok mutlu ettin beni
eskisi gibi
ama ben eskisi kadar genç olmadığım için mutlu oldum işte senden, aynı hatırladığım gibisin... o kadar güzelsin ki. dadından yenmez şahane yane;
en çok aklını özledim senin. bu topluma ayak uydurmuş bana başkaldırını özledim. seni özledim, seni sevmeyi özledim...
aşk biter mi?
hala, hala ve hala sen varsın her şeyde, bitmiyor namussuz...
ama sen benim minik 'Balık'ım, kayıp gittinve ben...
o mal ben...
o denizlerde
yine malca
yelken açtım...
karaya vurdum, ölmedim ama pek yaşamadım da...
özledim seni...
eskisi gibi sevmiyorum seni, ama özledim nereden bakarsan çocuktuk biz, bilemedik; çok erken geldik birbirimize bilimiyorum yılların yarası unutamam. ilkler unututlmaz derler, inanmıyorum, sen ilkten öteydin zira pek çok ilk yok artık bende...
ama sen her kuş kanadında; sen her özgürlük rüyamda, sen bende, beni ben yapansın hala...
bil isterdim; sadece çok özledim; beni hiç duymadın ve bilmeyeceksin tabii ki...
edit: ağlasam gözyaşlarımı hisseder misin şimdi? başka başka dertlerim ve beni dinleyen sen yoksun... dinlesen ne güzel olur, ben en çok senin için ağladım çünkü...
-farkında bile değilsin tabii, yaşadığımı bile bildiğini düşünmüyorum-
ama olsun
çok mutlu ettin beni
eskisi gibi
ama ben eskisi kadar genç olmadığım için mutlu oldum işte senden, aynı hatırladığım gibisin... o kadar güzelsin ki. dadından yenmez şahane yane;
en çok aklını özledim senin. bu topluma ayak uydurmuş bana başkaldırını özledim. seni özledim, seni sevmeyi özledim...
aşk biter mi?
hala, hala ve hala sen varsın her şeyde, bitmiyor namussuz...
ama sen benim minik 'Balık'ım, kayıp gittinve ben...
o mal ben...
o denizlerde
yine malca
yelken açtım...
karaya vurdum, ölmedim ama pek yaşamadım da...
özledim seni...
eskisi gibi sevmiyorum seni, ama özledim nereden bakarsan çocuktuk biz, bilemedik; çok erken geldik birbirimize bilimiyorum yılların yarası unutamam. ilkler unututlmaz derler, inanmıyorum, sen ilkten öteydin zira pek çok ilk yok artık bende...
ama sen her kuş kanadında; sen her özgürlük rüyamda, sen bende, beni ben yapansın hala...
bil isterdim; sadece çok özledim; beni hiç duymadın ve bilmeyeceksin tabii ki...
edit: ağlasam gözyaşlarımı hisseder misin şimdi? başka başka dertlerim ve beni dinleyen sen yoksun... dinlesen ne güzel olur, ben en çok senin için ağladım çünkü...
20150616
darlamayın beni...
reklam : ''Ayazınla tehdit etme beni Ankara, hayallerimi yaksam ağustosu yaşarsın'' !
bildiğin yaşadım ben bunu yaa
hatta geçen hafta
neyse.
masallara inanır mısın? ben inanırım çünkü masalı yazan ve anlatan insandır, onlar gerçektir, gerçekliğin farklı anlatımıdır. yani şöyle özet geçeyim; hani hükümetin sana enflasyon yok, zam yok falan der ya; fiyat aynıdır ama ekmek daha hafiftir hani, öyle bir şey işte. düm dük diyemezsin de dolandırırsın lafı; masal odur bence. fantastik, erotik;
şimdi
-ideolojik şeylere girmeyelim tabii ki cinsiyetçi ve toplumu baştakine göre şekillendiren yapısı var ama şu an-
mevzu derin;
neyse ben yine geçen bir masaldayım, öyle böyle değil; sorsan bildiğin yaşıyorum, kahramanı falan da değilim hani... kenarda figuran. ödün veren yardımcı, ne bileyim 7 cücelerin en arkada dikileni gibi yani. işte öyle yaşıyorum. yine birileri keyfi rahat olanlardan; hayatın boşluğundan bahsediyor, kafam güzel, falez olsa atlayacağım aşağı... neyse ki şunu farkettim; memleketimin o toprağını (memleketim derken doğup büyüdüğüm yerdir) bilmiyorsam, o kadınla farklı dünyalar da yaşamamızdan...
ve onun gibilerin yönettiği dünyadan hayra geçenin kaburgasını sikeyim.
bunu neden dedim?
çünkü; aklımdan bunlar geçerken sevdiğime bu küfrü etmişim-kusmamaya çalışırken...
işte yine o masallardan birinde mutlu sona inanan ben;
yine savaşıyorum, mal gibi, nedense savaşıyorum yani durmadan...
hayat için...
hayatın çok da sikinde değilmişiz onu farkettim;
ben amerikan filmlerindeki ciğeri 5yazıyla beş- para etmez kahramanlar için kendini feda eden değişiklerden değilim. benim mevzularım derin gerçekten, onlar takılsın bi kenarda.
neyse işte öyle bir masalda; ben!
özledim;
elimden akan gençliğimi...
hayatıma girmiş kadınları ve erkekleri
hayatıma giremememiş o kahramanları özledim
ölümü düşünerek yaşayamadığım bu hayatı özledim
seni özledim
senin sen olabileceğin günleri özledim...
ve o masalda aslında ben sendim...
bildiğin yaşadım ben bunu yaa
hatta geçen hafta
neyse.
masallara inanır mısın? ben inanırım çünkü masalı yazan ve anlatan insandır, onlar gerçektir, gerçekliğin farklı anlatımıdır. yani şöyle özet geçeyim; hani hükümetin sana enflasyon yok, zam yok falan der ya; fiyat aynıdır ama ekmek daha hafiftir hani, öyle bir şey işte. düm dük diyemezsin de dolandırırsın lafı; masal odur bence. fantastik, erotik;
şimdi
-ideolojik şeylere girmeyelim tabii ki cinsiyetçi ve toplumu baştakine göre şekillendiren yapısı var ama şu an-
mevzu derin;
neyse ben yine geçen bir masaldayım, öyle böyle değil; sorsan bildiğin yaşıyorum, kahramanı falan da değilim hani... kenarda figuran. ödün veren yardımcı, ne bileyim 7 cücelerin en arkada dikileni gibi yani. işte öyle yaşıyorum. yine birileri keyfi rahat olanlardan; hayatın boşluğundan bahsediyor, kafam güzel, falez olsa atlayacağım aşağı... neyse ki şunu farkettim; memleketimin o toprağını (memleketim derken doğup büyüdüğüm yerdir) bilmiyorsam, o kadınla farklı dünyalar da yaşamamızdan...
ve onun gibilerin yönettiği dünyadan hayra geçenin kaburgasını sikeyim.
bunu neden dedim?
çünkü; aklımdan bunlar geçerken sevdiğime bu küfrü etmişim-kusmamaya çalışırken...
işte yine o masallardan birinde mutlu sona inanan ben;
yine savaşıyorum, mal gibi, nedense savaşıyorum yani durmadan...
hayat için...
hayatın çok da sikinde değilmişiz onu farkettim;
ben amerikan filmlerindeki ciğeri 5yazıyla beş- para etmez kahramanlar için kendini feda eden değişiklerden değilim. benim mevzularım derin gerçekten, onlar takılsın bi kenarda.
neyse işte öyle bir masalda; ben!
özledim;
elimden akan gençliğimi...
hayatıma girmiş kadınları ve erkekleri
hayatıma giremememiş o kahramanları özledim
ölümü düşünerek yaşayamadığım bu hayatı özledim
seni özledim
senin sen olabileceğin günleri özledim...
ve o masalda aslında ben sendim...
20150604
mutsuzluğun bilmemkaçıncıgünü...
uyanmak istemediğimiz günler olur ya; hani iş vardır, okul vardır, anne vardır, baba vardır vs...
o günlerden değildi bugün; sadece uyanmak istememiştim; uyanmasaymışım meğer...
bileydim ruhumun bu kadar skileceliğini, uyanmazdım...
uyanınca da söyleceğim budur bu olacak; batıyor ama acıtamıyor işte sevdan...
o günlerden değildi bugün; sadece uyanmak istememiştim; uyanmasaymışım meğer...
bileydim ruhumun bu kadar skileceliğini, uyanmazdım...
uyanınca da söyleceğim budur bu olacak; batıyor ama acıtamıyor işte sevdan...
20150523
harcı bokuna yetmiyor bu neyin telaşı
vay arkadaş diye diye delirdim dün gece yalan yok. öyle eskisi gibi freak show adayı değilim halbu ki ; tadından yenmez, öpsen öpülür, sevsen sevilir hatta ve hatta sevişilir bir adamım yani.
ama bu sosyalleşme hedesini pek iyi kullanamıyorum, yani olmuyor, olduramıyorum. pek de sikimde olan bi durum değil fakat evden uzakta, değişiklerin arasında çok can sıkıcı olabiliyor. 'ne kafa siktiniz he' lerle dolu iş dışı aktivitelerim var benim.
neyse
işte yine öyle bir işteyim bi süredir, öyle düzenli değil 3-5 günlük yevmiyeli bir iş. diyorum ki içki sigara paramı kurtarayım gerisi halloluyor zaten. göt laleleri yüzünden alacağımın kat kat fazla enerji, zaman, para vs harcayıp eve dönüşü bünyede çok fena sikinti yaratıyor ya eyle beyle değil yani.
'sikimsonik işlere gitmicem ya bundan sonra' dedim gece kendime, sonra içerken biri arayacak 'kanka iş var şu kadar gelin mi' deyince refleks olarak 'he gelirim' dicem kendimle en kral biçimde çelişicem gerek yok, 'böyle devam edelim bi süre daha' dedim sakinleştirirdim içimdeki atarlı beni. çok şekerim ya nasıl barışçıl, nası işinde gücünde her şeye 'he' diyen bir adamım anlatamam, kız olsa veririm o derece.
alkölsüz ve ilaçsız içimdeki canavarla baş ederken bi sigara yakayım şöyle efendi efendi mavi kravatımla biraz uzaklara gideyim.
-bu da gayet net; en son ne zaman buralara ayıkken çiziktirdim bişeyler hatırlamıyorum, sanırım bu ilk-
o değil de yazmazsam içimde kalır;
ya bi rock off diyesim var, he ne didin?
ama bu sosyalleşme hedesini pek iyi kullanamıyorum, yani olmuyor, olduramıyorum. pek de sikimde olan bi durum değil fakat evden uzakta, değişiklerin arasında çok can sıkıcı olabiliyor. 'ne kafa siktiniz he' lerle dolu iş dışı aktivitelerim var benim.
neyse
işte yine öyle bir işteyim bi süredir, öyle düzenli değil 3-5 günlük yevmiyeli bir iş. diyorum ki içki sigara paramı kurtarayım gerisi halloluyor zaten. göt laleleri yüzünden alacağımın kat kat fazla enerji, zaman, para vs harcayıp eve dönüşü bünyede çok fena sikinti yaratıyor ya eyle beyle değil yani.
'sikimsonik işlere gitmicem ya bundan sonra' dedim gece kendime, sonra içerken biri arayacak 'kanka iş var şu kadar gelin mi' deyince refleks olarak 'he gelirim' dicem kendimle en kral biçimde çelişicem gerek yok, 'böyle devam edelim bi süre daha' dedim sakinleştirirdim içimdeki atarlı beni. çok şekerim ya nasıl barışçıl, nası işinde gücünde her şeye 'he' diyen bir adamım anlatamam, kız olsa veririm o derece.
alkölsüz ve ilaçsız içimdeki canavarla baş ederken bi sigara yakayım şöyle efendi efendi mavi kravatımla biraz uzaklara gideyim.
-bu da gayet net; en son ne zaman buralara ayıkken çiziktirdim bişeyler hatırlamıyorum, sanırım bu ilk-
o değil de yazmazsam içimde kalır;
ya bi rock off diyesim var, he ne didin?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)