reklam : ''Ayazınla tehdit etme beni Ankara, hayallerimi yaksam ağustosu yaşarsın'' !
bildiğin yaşadım ben bunu yaa
hatta geçen hafta
neyse.
masallara inanır mısın? ben inanırım çünkü masalı yazan ve anlatan insandır, onlar gerçektir, gerçekliğin farklı anlatımıdır. yani şöyle özet geçeyim; hani hükümetin sana enflasyon yok, zam yok falan der ya; fiyat aynıdır ama ekmek daha hafiftir hani, öyle bir şey işte. düm dük diyemezsin de dolandırırsın lafı; masal odur bence. fantastik, erotik;
şimdi
-ideolojik şeylere girmeyelim tabii ki cinsiyetçi ve toplumu baştakine göre şekillendiren yapısı var ama şu an-
mevzu derin;
neyse ben yine geçen bir masaldayım, öyle böyle değil; sorsan bildiğin yaşıyorum, kahramanı falan da değilim hani... kenarda figuran. ödün veren yardımcı, ne bileyim 7 cücelerin en arkada dikileni gibi yani. işte öyle yaşıyorum. yine birileri keyfi rahat olanlardan; hayatın boşluğundan bahsediyor, kafam güzel, falez olsa atlayacağım aşağı... neyse ki şunu farkettim; memleketimin o toprağını (memleketim derken doğup büyüdüğüm yerdir) bilmiyorsam, o kadınla farklı dünyalar da yaşamamızdan...
ve onun gibilerin yönettiği dünyadan hayra geçenin kaburgasını sikeyim.
bunu neden dedim?
çünkü; aklımdan bunlar geçerken sevdiğime bu küfrü etmişim-kusmamaya çalışırken...
işte yine o masallardan birinde mutlu sona inanan ben;
yine savaşıyorum, mal gibi, nedense savaşıyorum yani durmadan...
hayat için...
hayatın çok da sikinde değilmişiz onu farkettim;
ben amerikan filmlerindeki ciğeri 5yazıyla beş- para etmez kahramanlar için kendini feda eden değişiklerden değilim. benim mevzularım derin gerçekten, onlar takılsın bi kenarda.
neyse işte öyle bir masalda; ben!
özledim;
elimden akan gençliğimi...
hayatıma girmiş kadınları ve erkekleri
hayatıma giremememiş o kahramanları özledim
ölümü düşünerek yaşayamadığım bu hayatı özledim
seni özledim
senin sen olabileceğin günleri özledim...
ve o masalda aslında ben sendim...
20150616
20150604
mutsuzluğun bilmemkaçıncıgünü...
uyanmak istemediğimiz günler olur ya; hani iş vardır, okul vardır, anne vardır, baba vardır vs...
o günlerden değildi bugün; sadece uyanmak istememiştim; uyanmasaymışım meğer...
bileydim ruhumun bu kadar skileceliğini, uyanmazdım...
uyanınca da söyleceğim budur bu olacak; batıyor ama acıtamıyor işte sevdan...
o günlerden değildi bugün; sadece uyanmak istememiştim; uyanmasaymışım meğer...
bileydim ruhumun bu kadar skileceliğini, uyanmazdım...
uyanınca da söyleceğim budur bu olacak; batıyor ama acıtamıyor işte sevdan...
20150523
harcı bokuna yetmiyor bu neyin telaşı
vay arkadaş diye diye delirdim dün gece yalan yok. öyle eskisi gibi freak show adayı değilim halbu ki ; tadından yenmez, öpsen öpülür, sevsen sevilir hatta ve hatta sevişilir bir adamım yani.
ama bu sosyalleşme hedesini pek iyi kullanamıyorum, yani olmuyor, olduramıyorum. pek de sikimde olan bi durum değil fakat evden uzakta, değişiklerin arasında çok can sıkıcı olabiliyor. 'ne kafa siktiniz he' lerle dolu iş dışı aktivitelerim var benim.
neyse
işte yine öyle bir işteyim bi süredir, öyle düzenli değil 3-5 günlük yevmiyeli bir iş. diyorum ki içki sigara paramı kurtarayım gerisi halloluyor zaten. göt laleleri yüzünden alacağımın kat kat fazla enerji, zaman, para vs harcayıp eve dönüşü bünyede çok fena sikinti yaratıyor ya eyle beyle değil yani.
'sikimsonik işlere gitmicem ya bundan sonra' dedim gece kendime, sonra içerken biri arayacak 'kanka iş var şu kadar gelin mi' deyince refleks olarak 'he gelirim' dicem kendimle en kral biçimde çelişicem gerek yok, 'böyle devam edelim bi süre daha' dedim sakinleştirirdim içimdeki atarlı beni. çok şekerim ya nasıl barışçıl, nası işinde gücünde her şeye 'he' diyen bir adamım anlatamam, kız olsa veririm o derece.
alkölsüz ve ilaçsız içimdeki canavarla baş ederken bi sigara yakayım şöyle efendi efendi mavi kravatımla biraz uzaklara gideyim.
-bu da gayet net; en son ne zaman buralara ayıkken çiziktirdim bişeyler hatırlamıyorum, sanırım bu ilk-
o değil de yazmazsam içimde kalır;
ya bi rock off diyesim var, he ne didin?
ama bu sosyalleşme hedesini pek iyi kullanamıyorum, yani olmuyor, olduramıyorum. pek de sikimde olan bi durum değil fakat evden uzakta, değişiklerin arasında çok can sıkıcı olabiliyor. 'ne kafa siktiniz he' lerle dolu iş dışı aktivitelerim var benim.
neyse
işte yine öyle bir işteyim bi süredir, öyle düzenli değil 3-5 günlük yevmiyeli bir iş. diyorum ki içki sigara paramı kurtarayım gerisi halloluyor zaten. göt laleleri yüzünden alacağımın kat kat fazla enerji, zaman, para vs harcayıp eve dönüşü bünyede çok fena sikinti yaratıyor ya eyle beyle değil yani.
'sikimsonik işlere gitmicem ya bundan sonra' dedim gece kendime, sonra içerken biri arayacak 'kanka iş var şu kadar gelin mi' deyince refleks olarak 'he gelirim' dicem kendimle en kral biçimde çelişicem gerek yok, 'böyle devam edelim bi süre daha' dedim sakinleştirirdim içimdeki atarlı beni. çok şekerim ya nasıl barışçıl, nası işinde gücünde her şeye 'he' diyen bir adamım anlatamam, kız olsa veririm o derece.
alkölsüz ve ilaçsız içimdeki canavarla baş ederken bi sigara yakayım şöyle efendi efendi mavi kravatımla biraz uzaklara gideyim.
-bu da gayet net; en son ne zaman buralara ayıkken çiziktirdim bişeyler hatırlamıyorum, sanırım bu ilk-
o değil de yazmazsam içimde kalır;
ya bi rock off diyesim var, he ne didin?
20150512
ah be ciğerim
ah be ismail diyesim var bugün...
ellerinde kitaplar olan
okuyan bu çocukları gördükçe
ağlayasım var...
kısaca isyanım var uleeeğğnn!
ahiretten başka hesabım yok inan, iban versem para yatıramazsın o derece yani; az çok gönül işleri işte :)
tehey bee
yıllar önce bir kadım için başlamış bu süperötesi fevkaladeninfevki biloku artık tartışmasız benim ilan ediyorum...
alkolün bana verdiği yetki artık hükümsüzdür
mücadelemiz yükselsin
kurtuluşa kadar yaz...
tabii ki aşksız ve meşksiz olmaz hayatımız, olmayacak. geçit vermemek için önce seveceğiz birilerini, birşeyleri. sonra sonra hayat yeşerecek işte içimizde. yeşermeli yoksa en bombalı savaş alanlarında bile elinde sadece bir keleşle savaşmanın ne anlamı kalır ki? hayatı seveceğiz, seveceğiz ki insanları sevelim, o kadar çok sevelim ki hepimiz için yaşanabilir bir yer olması için savaşalım.
taslaklara kaydetmektense
ellerinde kitaplar olan
okuyan bu çocukları gördükçe
ağlayasım var...
kısaca isyanım var uleeeğğnn!
ahiretten başka hesabım yok inan, iban versem para yatıramazsın o derece yani; az çok gönül işleri işte :)
tehey bee
yıllar önce bir kadım için başlamış bu süperötesi fevkaladeninfevki biloku artık tartışmasız benim ilan ediyorum...
alkolün bana verdiği yetki artık hükümsüzdür
mücadelemiz yükselsin
kurtuluşa kadar yaz...
tabii ki aşksız ve meşksiz olmaz hayatımız, olmayacak. geçit vermemek için önce seveceğiz birilerini, birşeyleri. sonra sonra hayat yeşerecek işte içimizde. yeşermeli yoksa en bombalı savaş alanlarında bile elinde sadece bir keleşle savaşmanın ne anlamı kalır ki? hayatı seveceğiz, seveceğiz ki insanları sevelim, o kadar çok sevelim ki hepimiz için yaşanabilir bir yer olması için savaşalım.
taslaklara kaydetmektense
20150505
hop!
uzak dur bu gece gelme ey ecel diyesim vardı;
o kadar çok şey vardı ki gelmemesi gereken eceli unutttum, ne de olsa gençtim...
o kadar çok şey vardı ki gelmemesi gereken eceli unutttum, ne de olsa gençtim...
20150416
Konsantrasyon bozukluğu!
orjinali sevdiğim ama yerli coverı da 'eh be' diyerek kendini dinletiyor hani, adını vals koymuş efendi efendi demiş şarkı bu diye, güzel olmuş takdir ettim mabel, normalde pek sevmem dinlemem seni, ama itlik hergelelik yakışmıyor sana.
neyse
neyse demişken şimdiye kadar savuşturduğum düşündüğüm onca acının, hayalin patlamalarını yaşıyorum şu sıralar. ansızın, bazen bir iki biradan sonra bazen ''düm dük'' güpe gündüz insanların ortasında. ne kadar çok acı biriktirmişim meğer, kaygı bozukluğunun ötesine geçen rahatsızlıklarımı açıklamaya yetiyor ama çözmeye yetmiyor işte, kaçmak yok epeydir stratejilerim arasında bunu da ekleyim.
uzun uzun dalıp gittiğim hayallerden birinde; başarılı bir eğitimci oluyorum mesela, iyi bir baba oluyorum, sanki yaşlanmıyorum ölümsüzleşiyorum bu şekilde... en büyük korkumun üstesinden geliyorum. ''iş bitirici'' bir aile babasıyım mesela, iyiyim ben böyle derken gerçekler sızıyor birden hayallerime. bir zaman, çok zaman önce-yani bana göre- psikoloğum şunu demişti; ''hayallerine sınır koyma bırak imkansızlaşsınlar'' yoksa plan olurdu ona göre, o zaman bu zamandır ne zaman hayallerimi gerçeklerden arındırmaya çalıştıysam, gerçeklerden uzaklaştım, yani farkında olmadan baya bi öteye gitmişim, sonuç; plan yok, hayat yok, çaba yok, iş yok güç yok okul yok yok amk yok hiçbir şey yok yok... elde var sıfır yani. kronik rahatsızlığım; sevdiğim, değer verdiğim insanların sözlerini çok dinler içselleştiririm, ama hep kaybederim sonunda... kendi fikirlerim tecrübelerim hayallerim yoktur pek, arada söz söylerim unutulur gider yazı yazmam yani.uçar gider yani...
neyse
günlerden bugün yine şu ufacık beynimde sorularımla ve çözüm önerilerimle bi şarkı çıktı karşıma. kendi teşhisim olan 'konsantrasyon bozukluğu'mla mücadele bugünkü başlığım. çok yorgunum anlatamam... ama aklımca... bünyem o kadar aç ki her şeye, her şeyi her şeyi yaşamak istiyor, mesela insanlara hitap etmek istiyor böyle sıkmadan sıkılmadan uzun uzun fikirlerini paylaşmak konuşmak istiyor. başka başka kadınlarla erkeklerle paylaşmak istiyor hayallerini, ortak paydalarda buluşmak, çatışmalarında uzalaşabilmek istiyor. spor yapmak istiyor mesela. hani o şiirdeki gibi ''ciğeri patlayıncaya kadar'' koşmak istiyor... güzel görünmek istiyor artık, ya da sadece görünmek, sahte sahte değil de gerçekten görülmek istiyor, olduğu gibi kaygısız, kendi gibi...
neyse
çok çok uzun zaman öncelerde bir avuç kalan hayallerimle ben burada bir 'biz' kurabilmek için üstüme düşenleri yapmamaya ama bunun için ruhumu ve aklımı yormaya devam ediyorum.
yitirdiğim onca heyecanı tekrar istiyorum, tekrar yaşamak istiyorum. bazen alıp başımı gitmek, kaldığımda da yeri yerinden oynatmak istiyorum...
ben hep çocuktum aslında...
en sevdiğim çocuktum ben!
güzeldim...
paslı kirli küflü de olsa hayallerim ben hala çocuğum...
yani sonuç olarak;
ve hala ''hayallerim de mevzularım kadar derin'' ...
bu da günün reklamı olsun..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)